Çağla Üren
Sağlık
9 Ağustos 2026 20:01

10 Soruda Ozempic Ve Diğerleri: Zayıflama İğnelerinin Yan Etkilerine Dair Bilinen Her Şey

Araştırmalar ve uzmanlar, GLP-1 ilaçlarının olası yan etkilerine dair ne söylüyor?

10 Soruda Ozempic Ve Diğerleri: Zayıflama İğnelerinin Yan Etkilerine Dair Bilinen Her Şey

Fotoğraf: UCG/gettyimages

Son yıllarda Ozempic, Wegovy, Mounjaro ve Zepbound gibi GLP-1 ilaçları, diyabet tedavisinin ötesine geçerek kilo verme amacıyla da yaygın şekilde kullanılmaya başlandı. Bununla birlikte bu ilaçların yan etkileri de giderek daha fazla tartışılıyor.

Bu tedavilerin, mide-bağırsak sistemi başta olmak üzere çeşitli yan etkilere neden olabileceği bilinse de "Ozempic yüzü" diye de bilinen yüz çevresi özelliklerine etkisi ve saç dökülmesiyle ilişkilendirilmesi de tartışmaları büyüttü.


Peki araştırmalar ve uzmanlar, GLP-1 ilaçlarının olası yan etkilerine dair ne söylüyor?


1. GLP-1 ilaçları nasıl çalışır?

GLP-1 (Glukagon Benzeri Peptit-1), vücudun doğal olarak ürettiği bir hormon. Yemek yendikten sonra salgılanan bu hormon, beyin ve sindirim sistemi dahil birçok organa "tokluk" sinyali göndererek sindirim sürecini düzenliyor.


Obezite veya Tip 2 diyabet hastalarında bu sistem çoğu zaman düzgün çalışmadığı için iştah kontrolü ve kan şekeri dengesi bozulabiliyor. GLP-1 reseptör agonisti olarak adlandırılan ilaçlar ise vücudun ürettiği bu hormonu taklit ederek aynı reseptörlere bağlanıyor ve tokluk hissini güçlendiriyor.


GLP-1 ilaçları aynı anda birden fazla mekanizmayı etkiliyor. İlk olarak, midenin boşalma hızını yavaşlatarak, besinlerin daha uzun süre midede kalması ve tokluk hissinin uzamasını sağlıyor. Ayrıca, pankreastan insülin salgılanmasını artırarak kan şekeri seviyesinin düşmesine yardımcı oluyor. Beyindeki tokluk merkezlerini uyararak açlık hissini azaltırken, sürekli yemek yemeyi düşünme eğilimini de azaltıyor.


Öte yandan, temel çalışma mekanizmaları benzer olsa da ilaçlar içerikleri ve uygulama şekilleri açısından farklılık gösteriyor.


Enjeksiyon şeklinde uygulanan başlıca GLP-1 ilaçları şunlar:

Semaglutid: Haftada bir uygulanıyor. Diyabet için Ozempic, obezite için ise farklı dozlarda Wegovy adıyla satılıyor.

Liraglutid: Günlük enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. Diyabette Victoza, obezitede Saxenda adıyla biliniyor.

Tirzepatid: Diyabet tedavisinde Mounjaro, obezitede ise Zepbound adıyla biliniyor. Bu etken madde, yalnızca GLP-1 değil, aynı zamanda GIP adlı ikinci bir bağırsak hormonunu da taklit ettiği için "çift agonist" olarak sınıflandırılıyor.

Bunların yanı sıra ağızdan alınan ilaçlar da geliştiriliyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) şu ana kadar iki hap formuna onay verdi:

Orforglipron (Foundayo): Günde bir kez alınabiliyor ve kullanımında özel bir kısıtlama bulunmuyor.

Oral semaglutid: Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan tablet formu. Ancak ağızdan alınan semaglutidin kullanımı oldukça hassas.


2. Herkeste işe yarıyor mu?

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne göre, araştırmalarda semaglutid kullanan diyabeti olmayan bireylerde ortalama yüzde 15, tirzepatid kullananlarda ise yaklaşık yüzde 20 kilo kaybı görüldü. Ancak bireysel sonuçlar büyük farklılık gösteriyor. Bazı kişiler vücut ağırlıklarının yüzde 30'undan fazlasını kaybedebiliyor. Yaklaşık yüzde 10-15'lik bir grupta ise en yüksek doza rağmen anlamlı kilo kaybı görülmüyor.


Doktorlar bu nedenle tedaviye düşük dozla başlayıp dozu kademeli artırıyor. İlk birkaç hafta içinde iştahın azalıp azalmadığı ve kilo kaybının başlayıp başlamadığı genellikle anlaşılabiliyor. İlaç kilo kaybı sağlamasa bile diyabet hastalarında kan şekeri kontrolünü iyileştirebiliyor.


3. Kilo kaybı neden duruyor?

Uzmanlara göre GLP-1 kullanan herkes bir noktada kilo vermeyi bırakıyor. Bu durum ilacın etkisini kaybettiği anlamına gelmiyor. İnsan vücudu daha az kalori alımına zamanla uyum sağlayarak enerji harcamasını azaltıyor ve yeni bir denge noktasına ulaşıyor.


İlk yavaşlama çoğu hastada 4 ila 6 ay arasında görülürken, tam plato dönemi genellikle 12 ila 18 ay arasında ortaya çıkıyor. Az sayıda kişi ise iki yıla kadar kilo vermeye devam edebiliyor. En yüksek dozda plato gelişirse daha güçlü bir ilaca geçiş veya obezite cerrahisi değerlendirilebiliyor.


4. En sık görülen yan etkiler neler?

Uzmanlara göre GLP-1 ilaçları çoğu kişi için güvenli kabul ediliyor. Bu ilaçlar on binlerce kişinin katıldığı klinik çalışmalardan geçti ve diyabet tedavisinde 20 yılı aşkın süredir kullanılıyor. Ancak bazı yan etkileri olduğu da gerçek.


GLP-1 ilaçlarının en yaygın ve iyi bilinen yan etkileri sindirim sistemiyle ilişkili. Bunlar arasında bulantı, kusma, kabızlık, ishal, mide reflüsü ve susama hissinin azalması da var.


Stanford Üniversitesi'nden çocuk ve ergen obezite cerrahı Prof. Dr. Janey Pratt, özellikle genç hastalarda bulantının çok yaygın görüldüğünü belirterek, "Bu ilaçları deneyen hastaların tamamında bulantı oluyor. Kusup kusmamaları ise kişiden kişiye değişiyor," diyor.


5. "Ozempic yüzü" gerçek mi?

GLP-1 ilaçlarının kas kaybına yol açtığı yönündeki endişeler de sıkça gündeme geliyor. Stonford Üniversitesi'ne göre, ilacın kullanıldığı süreçte kilo verirken kas kaybı yaşanabiliyor ancak bu oran, yalnızca diyetle kilo veren kişilerdekine benzer düzeyde. Yeterli protein tüketimi ve direnç egzersizleri kas kaybını büyük ölçüde azaltabiliyor.


Son dönemde sıkça konuşulan "Ozempic yüzü" olarak adlandırılan yüz hacmindeki azalma ise uzmanlara göre ilacın doğrudan yan etkisi değil. Sosyal medyada, GLP-1 ilaçlarını kullandıktan sonra yüz tipinde çarpıcı değişiklikler olduğunu bildiren kişilerin paylaşımları epey yaygın. Bu değişiklikler arasında göz altı çukurları, kırışıklıklar, yüz yaşlanması ve cilt sarkması yer alıyor. Bu tür değişikliklerin cerrahlar tarafından hızlı kilo kaybının bir sonucu olarak değerlendirildiği biliniyor.


Stanford Üniversitesi Yaşam Tarzı ve Kilo Yönetim Merkezi Direktörü Dr. Dan Azagury, "30-50 kilo verirseniz yüzünüz değişir. Bu ilacın yan etkisi değil, önemli miktarda kilo vermenin doğal sonucudur" diyor.


6. Saç dökülmesine neden olur mu?

Saç dökülmesi, tip 2 diyabetli yetişkinlerde GLP-1 ilaçlarının kullanımıyla ilişkili olabileceğini öne süren yeni bir araştırmanın yayımlanmasıyla manşetlere taşındı. Ancak bu olası ilişki, aslında ilk kez gündeme gelmiyor; Mounjaro ve Wegovy ilaçlarının hasta bilgilendirme broşürlerinde yaygın bir yan etki olarak listeleniyor. Uzmanlar daha önce bu alanda daha fazla çalışma yapılması için çağrıda da bulunmuştu.


Pensilvanya Üniversitesi'nde yapılan yeni araştırmada ise GLP-1 ilaçları, diğer iki yaygın diyabet tedavisiyle (SGLT-2 inhibitörleri ve DPP-4 inhibitörleri) saç dökülmesi açısından karşılaştırıldı.


Sonuçta, GLP-1 tedavileri ile saç incelmesi arasında dikkat çekici bir bağlantı tespit edildi: SGLT-2 inhibitörlerine kıyasla yüzde 37, DPP-4 inhibitörlerine kıyasla ise yüzde 68 daha yüksek risk söz konusuydu. Bu bağlantı, özellikle "iz bırakmayan alopesi" için geçerliydi. İz bırakmayan alopesi (skatrisyel olmayan alopesi), saç köklerinin tamamen yok olmadığı, bu nedenle saçın yeniden çıkma şansının olduğu geçici dökülme türlerini ifade ediyor.


7. Bu ilaçlar körlüğe yol açar mı?

Görme kayıpları, diyabetin yaygın bilinen bir komplikasyonu; ancak aynı zamanda diyabeti tedavi etmek için geliştirilen GLP-1 ilaçlarının da yan etkisi olabilir. Araştırmalar bu ilaçların nadir görülen ciddi bir göz hastalığıyla (NAION / göz siniri hasarı) olası bir bağlantısı olabileceğine işaret ediyor. Bu durum zaman zaman medyada "Ozempic körlüğü" olarak da adlandırılıyor.


Bu endişeyi, JAMA Ophthalmology dergisinde yayınlanan ve altı yıl boyunca takip edilen yaklaşık 17 bin kişinin tıbbi kayıtlarının incelendiği bir araştırma gündeme getirmişti. Wegovy ve Ozempic isimleriyle bilinen semaglutid sınıfı ilaçların önerildiği diyabet hastalarına, ağrısız ancak tedavisi olmayan bir göz rahatsızlığı olan "non-arteritik iskemik optik nöropati (NAİON)" teşhisi konma olasılığının yaklaşık dört kat daha fazla olduğu tespit edilmişti. İlacı kullanan aşırı kilolu veya obez hastalarda NAİON görülme olasılığı da ilacı kullanmayan hastalara kıyasla 7 kat fazlaydı.


NAION, gözü beyne bağlayan optik sinire giden kan akışının azalması sonucu ortaya çıkıyor ve bir gözde ani, kalıcı körlüğe neden oluyor. Çok nadir görülen bu hastalığa 100 bin insan arasında 2 ila 10 kişide rastlamak mümkün. Bunun yanı sıra diyabet de NAİON için bilinen bir risk faktörü.


Diğer yandan, uzmanlar ve mevcut bilimsel literatür, ilaç ile körlük arasında tam ve kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurulamadığını, mevcut verilerin şimdilik gözlemsel nitelikte olduğunu vurguluyor. Yine de körlükle ilgili olası ilişki, bu ilaçlara yönelik resmi rehberlere eklendi. Geçen yıl yapılan bir başka çalışma ise bu ilaçları kullanan diyabet hastalarında yaşa bağlı makula dejenerasyonu görülme riskinin iki katına çıkabileceğini ortaya koymuştu.


8. Kansere neden olur mu?

GLP-1 ilaçlarının tiroid kanserine neden olabileceği endişesi de tartışmalara yol açıyor. Bu endişenin kökeninde ABD Gıda ve İlaç İdaresi'nin (FDA) hayvanlar üzerindeki deneylerde görülen bir etki var. Kemirgenler üzerinde yapılan deneylerde bu ilaçların sıçanlarda tiroidin C hücrelerinden kaynaklanan tümörlere yol açtığı görülmüştü. FDA bu yüzden rehberine konuyla ilgili bir uyarı ekledi.


Ancak insan verilerine göre, GLP-1 ilaçlarının insanlarda tiroid kanserine neden olduğu kanıtlanmış değil. Örneğin, 145 binden fazla kişiyi kapsayan, ortalama 3,9 yıllık takipli büyük bir İskandinav çalışması, GLP-1 kullananlarda tiroid kanseri riskinde belirgin artış bulmadı. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) da mevcut kanıtların GLP-1 ilaçlarıyla tiroid kanseri arasında nedensel ilişkiyi desteklemediği sonucuna vardı.


Yine de uzmanlar, kendisinde veya birinci derece ailesinde medüller tiroid kanseri öyküsü olanlar ile MEN2 adlı kalıtsal sendroma sahip kişilerde semaglutid ve tirzepatid gibi ilaçların kullanılmaması gerektiğini belirtiyor. Bu uyarı, yaygın görülen papiller tiroid kanserinden ziyade, nadir görülen C hücre kökenli medüller kanserle ilgili.


9. İlaç bırakılırsa ne oluyor?

Çoğu kişi ilacı bıraktıktan sonra verdiği kiloların önemli bölümünü geri alıyor. Bu yıl 9 binden fazla hastayı kapsayan bir analizde, semaglutid veya tirzepatid tedavisini bırakan kişilerin ayda ortalama yaklaşık 1 kilogram geri aldığı tespit edildi. STEP 1 çalışmasının uzatma verileri ise semaglutid tedavisini bırakan kişilerin bir yıl içinde verdikleri kilonun yaklaşık üçte ikisini geri aldığını ortaya koydu.


Kilo ile birlikte tedavi sırasında görülen kan şekeri, tansiyon ve kolesteroldeki iyileşmelerin de büyük ölçüde eski seviyelerine döndüğü belirlendi. Uzmanların büyük bölümü obeziteyi kronik bir hastalık olarak değerlendirdiği için GLP-1 tedavisinin de uzun süreli, hatta yaşam boyu sürdürülmesi gerekebileceğini düşünüyor.


Stanford Üniversitesi'nden Dr. Jonathan Bonnet bunu tansiyon ilaçlarına benzetiyor: "Tansiyon ilacı kullanıldığında tansiyon düşer, bırakıldığında yeniden yükselir. Aynı mantık burada da geçerli." Öte yandan, aynı üniversiteden Dr. Sun Kim, hastalarının yaklaşık yüzde 20'sinin ilacı bıraktıktan sonra da kilosunu koruyabildiğini belirtiyor. Bu kişilerde genellikle yaşam tarzını kalıcı olarak değiştiren önemli gelişmeler yaşandığı ifade ediliyor.


10. Potansiyel faydaları neler?

 Dr. Azagury ise özellikle ciddi obezitesi bulunan kişilerde tedavinin yararlarının risklerinden çok daha ağır bastığını belirterek, "Obezite kalp krizi, felç, diyabet, kanser, eklem hastalıkları ve uyku apnesine yol açıyor. Hiçbir şey yapmamanın riski çok büyük" dedi. Bu da ilaç kullanmayı düşünen bireylerin, doktorlarıyla birlikte kişisel değerlendirme yapması gerektiği anlamına geliyor.


GLP-1 ilaçları ilk olarak tip 2 diyabet tedavisinde kullanılmak üzere geliştirildi ve onaylandı. Araştırmalar, bu ilaçları kullanan kişilerde kan şekeri kontrolü ve kilo kaybının ötesinde uzun vadeli sağlık yararları sağlayabileceğini gösteriyor.

Uzmanlara göre, kilo kaybı için reçete edilen GLP-1'lerde olduğu gibi, diyabet için reçete edilen GLP-1'ler de aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riskini (kalp krizi gibi) azaltabilir ve kalp, böbrek ve karaciğer hastalıklarının ve kiloya bağlı kronik ağrıların tedavisinde de yardımcı olabilir.


Bu nedenle bazı araştırmacılar, bu ilaçların, yaşlanmayla ilişkili biyolojik bozulmayı da geciktirebileceklerini düşünüyor. Hatta bazıları, GLP-1 ilaçlarının gelecekte ömür uzatmak için kullanılıp kullanılamayacağını sorgulamaya başladı.

ozempic Mounjaro Wegovy Zepbound

Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.

Çağla Üren

DAHA FAZLASI

Kafatasını Açmadan, Damarın İçinden Beyne Çip Takılabilir

Çinli bir şirket, 10 dakikada sadece bir damardan ilerleterek beyne çip takılmasını planlıyor. Ancak henüz insanlarda test aşaması başlamadı.
Samet Kelebek

Gerçekten Elektrolitlere İhtiyacınız Var mı?

Elektrolit tozları, daha iyi hidrasyon, enerji ve toparlanma vaat ediyor. Ancak ciddi miktarda sıvı kaybetmediğiniz sürece, su ve besinler muhtemelen ihtiyacınızı karşılayacaktır.
Megan Tomos

Sanat müzelerini ve sinemaları en sık ziyaret eden yaşlı yetişkinlerin fiziksel olarak ‘daha genç’ olduğu ne kadar doğru?

Sanat müzelerini ve sinemaları ziyaret eden yaşlı yetişkinlerin fiziksel olarak daha genç oldukları yönünde bir dizi araştırma bulgusu yayınlandı. Ancak, konular ve veriler aynı olsa bile sonuçlar önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Bunun nedeni nedir?
Ritsuko Kawai

Sağlıklı Yaşam Alanındaki Influencer’lar, Adderall’a Karşı ‘Doğal’ ve Etkisi Kanıtlanmamış Alternatifleri Öneriyor

Instagram, TikTok ve YouTube’daki reklamlar, reçeteli uyarıcıları olumsuz bir şekilde gösterirken, kanıt temeli bulunmayan DEHB takviyelerini tanıtıyor.
Miles Klee