Çağla Üren
Sağlık
9 Nisan 2026 18:00

Yeni Araştırma: Ağlamak Açılmayı Sağlamıyor

Karl Landsteiner Üniversitesi'nden psikoloji profesörü Stefan Stieger ve ekibi, yeni bir araştırmayla "duygusal kaynaklı ağlamanın" etkilerini bilimsel bir süzgeçten geçirdi.

Yeni Araştırma: Ağlamak Açılmayı Sağlamıyor

Fotoğraf: Maite Mueller/gettyimages

Haberlerimizi Google'da Takip Edin

Tıklayın, gelişmelerden anında haberdar olmak için tercih edilen kaynaklarınıza ekleyin.

Google

Halk arasında ağlamak, bazen bir yükten kurtulma veya stresten arınma hissiyle ilişkilendirilir. Ancak ağlamanın duygusal bir faydası olup olmadığına dair bilimsel kanıtlar bugüne kadar epey kısıtlıydı. Karl Landsteiner Üniversitesi'nden psikoloji profesörü Stefan Stieger ve ekibi, yayımlanan yeni araştırmalarıyla "duygusal kaynaklı ağlamanın" etkilerini bilimsel bir süzgeçten geçirdi.


Avusturya ve Almanya'dan 106 yetişkinin katıldığı dört haftalık çalışmada, katılımcılar her ağlama nöbetinden 15, 30 ve 60 dakika sonra ve gün sonunda duygusal durumlarını raporladı.


Kadınlar daha sık ve daha uzun süre ağlıyor

Araştırma, ağlama alışkanlıklarına dair çarpıcı verileri de ortaya koydu. Elde edilen bulgulara göre kadınlar, ayda ortalama 5,8 kez ağlayarak erkeklerden (2,6 kez) neredeyse iki kat daha fazla gözyaşı döküyor.


Sadece sıklık değil, süre açısından da farklar belirgin: Kadınların ağlama nöbetleri ortalama 7,7 dakika sürerken, erkekler bu süreci yaklaşık 3,9 dakikada tamamlıyor.


Ağlamanın nedeni, faydasını belirliyor

Çalışmanın en önemli çıkarımlarından biri, ağlamanın "iyi gelip gelmemesinin" tamamen nedenine bağlı olması. Diğer yandan, araştırmaya göre ağlama nedenleri de cinsiyete göre değişkenlik gösteriyor. Erkekler daha çok çaresizlik hissi veya izledikleri bir film gibi medya içerikleri nedeniyle ağlıyor. Kadınlar ise yalnızlık hissi nedeniyle gözyaşı dökmeye erkeklerden daha yatkın.


Katılımcıların yüzde 87’si dört haftalık süreçte en az bir kez ağlarken, en yaygın tetikleyicinin duygusal içerikli videolar veya filmler olduğu görüldü.


Hemen gelen bir rahatlama yok

Pek çok kişinin inancının aksine, araştırmacılar ağlamanın ardından hemen bir rahatlama geldiğine dair güvenilir bir kanıt bulamadı. Profesör Stieger, yalnızlık veya bunalmışlık hissiyle ağlayanların duygusal durumlarının kötüleştiğini ve bu olumsuz hissin bir süre daha devam ettiğini belirtti.


Ancak bir istisna var: Bir film veya medya içeriği nedeniyle dökülen yaşlar, bir süre sonra negatif duygularda düşüşe neden oluyor. Yani hüzünlü bir film karşısında "şöyle bir ağlamak" gerçekten de duygusal bir boşalım sağlayabiliyor.


Çalışmanın sınırları ve gelecek çalışmalar

Araştırmacılar, çalışmanın bazı kısıtlamaları olduğunu da kabul ediyor. Küçük bir örneklem grubuyla ve kişisel beyanlara dayalı olarak yürütülen çalışmada, ağlamanın rahatlatıcı etkisinin günler sonra ortaya çıkma ihtimali henüz ölçülebilmiş değil.


Ekip, ağlamanın sadece anlık etkisini değil, birkaç gün sonraki yansımalarını inceleyecek daha uzun soluklu araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.

Çağla Üren

DAHA FAZLASI

Ağız Bakımında Ferahlık, İhtiyaca Göre Farklılaşıyor

Diş fırçalamanın ardından kullanılan ağız bakım suları, farklı aroma ve formül seçenekleriyle rutini kişisel tercihlere göre şekillendiren tamamlayıcı bir adım olarak öne çıkıyor.

224 Bin Çocuk İncelendi: Hamilelikteki 4 Sorun Otizmle İlişkili Olabilir

Araştırmacılar, annelerin hamilelik döneminde yaşadığı bazı sağlık sorunları ile çocuklarına otizm tanısı konması arasında ilişki olduğunu belirledi. Ancak bu ilişki, bireylerin ırkına göre değişiyor.

İnsan Beynindeki Bir Genin, Bir Virüse Sıçradığı Keşfedildi

İnsan beynindeki sinir hücrelerinde aktif olan bir genden türeyen DNA dizilerinin, ciltte enfeksiyona neden olan bir virüsün genomuna yerleştiğini keşfedildi. Araştırma, genetik materyalin insanlardan virüslere geçebildiğini gösteriyor.

2 Milyon Kanser Vakasından Yalnızca 5 Enfeksiyonun Sorumlu Olduğu Belirlendi

Araştırmacılar, enfeksiyonlarla ilişkili kanserlerin neredeyse tamamından beş temel patojenin sorumlu olduğunu belirledi.