Mustafa Orhun Çetin
Teknoloji
3 Mart 2026 08:08

Ve İnsan Robotu Üretti

Endüstriyel robotların ilki sahneye çıktığında 1960’lı yılların başındaydık. Bugün üretim hatlarında çok eksenli robotik kollar, belirli bir hat üzerinde ilerleyen otonom taşıyıcılar fabrikalarda kendilerine hatırı sayılı bir yer edindi. Ancak sahne artık yeni bir versiyon için hazırlanıyor. İnsansı robotlar…

Ve İnsan Robotu Üretti

Ve İnsan Robotu Üretti!

“Bir gün bir robot, depo kapısının koluna uzandı.” Bu cümleyi romantik bir düşünceyle okumak mümkün olduğu gibi aynı zamanda değişimin de ne için gerçekleştirildiğinin pragmatik bir dille de göstergesi. Özellikle Çinli şirketler geliştirdikleri insansı robotlara dans figürleri gerçekleştirerek şovlar düzenlese de BMW gibi şirketler üretim hatlarında insanları ve insansı robotları denemeye başladılar.


Fabrikalar bugüne kadar insanlar için tasarlandı. Kapı kolu, merdiven basamağı, turnike yüksekliği, forklift koridoru, tezgahlar… Hepsi insan ölçüsüne göre tasarlanmış bir dünyanın küçük ama katı kurallarını ve standartlarını taşıyor. Şimdiyse geleceğin dünyası inşa edilen bu duvarlar arasına makineleri yerleştirmek istiyor. O zaman insanın önünde iki seçenek bulunuyor: Ya bu tesisleri yeniden tasarlar ya da makineleri dünyaya uydurur. Düşünüş yönünden insanlar neden robotları kendi gibi yapmaya bu kadar takıntılı desek de sonuç takıntıdan ziyade tasarrufta gizli. Bu nedenle teknoloji devlerinden robot geliştirmeye çalışan küçük start-up’lara seçim ikincisi üzerine yapılıyor.


İnsanlar için yapılmış mekanlarda çalışacak bir robotun, insan gibi bir gövdeye sahip olması pratik. Uluslararası danışmanlık şirketi Deloitte’un fiziksel YZ ve insansı robot çerçevesi de buraya odaklanıyor. Yapay zekanın fiziksel dünyaya geçişini inceledikleri 2026 trend raporunda robotun marifetinin yalnızca zeka olmadığını, bizlerin dünyasında, insan standartlarında hareket edebilmesinin de avantaj sağladığını vurguluyor. Çünkü merdivenler, yollar, üretim hatları hatta kapıları yeniden yapılandırmanın maliyetindense dünyayı robotlara göre yeniden şekillendirmeden otomasyona geçmenin kolay yolu robotları buna uygun üretmekte gizli.

Gösterim gerçeğe ne kadar yakın?

Bir başka küresel danışmanlık şirketi Bain’in yaklaşım olarak tanımladığı demodan gerçek iş çıktısında da benzer bir alt metin var: İnsansı robotlar (Humanoid), genel amaç vaadiyle satılıyor. Tek bir robot formu farklı görevler, farklı sahalar. Yatırımcı gözünden yaklaşıldığında ne büyük bir avantaj. Tek bir yatırım ile pek çok alanı yönetebilir hale gelebilirsiniz. Bu nedenle bu tip robotlar gösterimde ya da sunumda gerçekten çok mantıklı görünüyor. Bain’in araştırmasında tam da durum böyle değil. Robot dünyasında bu kadar akışkanlığın nadir olduğu dile getiriliyor.


İnsansılığın bir karşılığı da beyinde vuku buluyor. Aslında robotlara gelmeden önce mitlere de uzandığımızda insanların üretim düşüncesinde her zaman kendi suretlerine yöneldikleri görünüyor. Golem hikayesinde insansı bir koruyucu yalnızca estetiği değil aynı zamanda benzerliğin getirdiği bir rahatlamayı da beraberinde getirirken bazı durumlarda bu benzerlik korkuya da sebep olabiliyor. Hatta bunun üzerine Japon bilim insanı Masahiro Mori’nin tekinsiz vadi (Uncanny Valley) ismini verdiği bir çalışması da bulunuyor. Bir varlık insana yaklaştıkça insanların sempatisi artarken ortaya çıkacak küçücük bir hata katlanarak bir ürpertiyi açığa çıkartır. Çünkü bu kırılma, yanılma, yansıma ya da takılma gibi motor sorunlar ‘insan’ fikrini bozarak tekin olmayan bir yaratımın karşılarında olduğu hissini aşılar.


2012’de Çin’de gerçekleşen Sosyal Robotik Konferansında da bu konu tartışılırken su sonuca ulaşılıyor: İnsan beyni, karşısındaki şeyi hızla sınıflandırmayı sever. Bir şeyin canlı mı, cansız mı, iyi niyetli mi, tehlikeli mi, dost mu olduğunu çabucak anlamak ister. Robot insana benzedikçe, biz de onu bir ajan gibi okuma eğilimine gireriz. İnsan benzerliği, etkileşimi kolaylaştırabilir; çünkü jest, bakış, duruş gibi sosyal ipuçları devreye girer. Ama aynı anda beklentiyi de yükseltir. Robot insan gibi görünürse, insan gibi davranması beklenir. Davranmazsa aradaki makas rahatsızlık üretir.


Güven isteği

Bugün izlenen insansı robotların pek çoğu bir operatör tarafından kontrol ediliyor ya da öğretilmiş hareketleri yapıyorlar. Gerçek anlamda işlevsel olmaları için yapay zeka desteği gerekiyor. Böylelikle insan duygusallığına sahip olmasalar da karar alma ve uygulama becerileriyle işleyiş süreçlerinde bir akış oturtulabilir. Böyle olunca da bu sefer zeka ile birlikte güven ikilemi ortaya çıkıyor. KPMG’nin küresel ölçekte 2025’te yaptığı ‘Yapay Zekaya Duyulan Güven, Tutumlar ve Kullanım’ isimli çalışma benimsemenin önündeki en sert bariyerlerden birinin güven olduğunu gösteriyor. Robotlar söz konusu olduğunda bu daha da kırılgan: Çünkü robot, sadece ekranda bir yazılım değil aynı zamanda ‘ete kemiğe’ bürünmüş fiziksel bir varlık. Tam olarak insanlarla bir arada bulunuyor ya da çevre ile fiziksel etkileşime girebiliyor. Araştırmaya göre eğer robot insana benzetilmişse, güven sorusu iki katına çıkıyor: “Bu makine doğru çalışacak mı?”, “Buna bir şey gibi mi davranmalıyım?”


Estetik arayışı

O zaman bir soru soralım. İnsan neden robotu kendine benzer şekilde yapmaya takıntılı hale geliyor? PwC’nin araştırma bölümü Strategy& 2024’te kaleme aldığı ‘İnsansı Robotlar İçin Gelecek Şimdi Başlıyor’ isimli çalışmaya göre insansı robotik pazarının küresel büyüklüğü yaklaşık 3 milyar dolar. Üstelik bu rakamın yıllık olarak çift haneli oranlarda büyümesi bekleniyor. Gelelim estetiğe… Çünkü insansı robot, kameraya iyi çıkar. Bir endüstriyel kol robotu, verimlilik artışı sağlar ama bir hikaye anlatmaz. Ötekisi ise hikayenin ta kendisi konumundadır. Rekabet psikolojisini beslerken tek bir anlatım sunumundaki görsel ona sahip olan şirket hakkında üssel bir sempati etkisi yaratır.


Tüm bu tasarruf, görsellik ya da vitrin ilgisini geçip biraz da fütürist olmak gerekirse bilimkurgu içeriklerde insanın zihnini aktarmayı aradığı dayanıklı bir yapı ihtiyacının temeli olarak da bilinçaltında robotlar konak olarak hayal ediliyor olamaz mı?

Teknoloji, enerji ve sürdürülebilirlik konularında uzman. Dijital kültür ve yüksek saatçiliğe meraklı. Teknolojiyi yalnızca ürünler ve trendler üzerinden değil, kültür, ekonomi, tasarım ve gelecek öngörüsüyle incelemeyi seviyor.

Mustafa Orhun Çetin

DAHA FAZLASI

Eve Uçarak Gitmek

Emsallerinin dörtte bir fiyatına AirCar, uçarak ulaşımı herkes için erişilebilir kılmayı hedefliyor.

Mahmut Karslıoğlu

Ekzoskeletonlarla İnsan 2.0

20 yıllık medikal ekzoskeleton teknolojisi kritik bir eşiğin arifesinde. Yaşlanan nüfus ve fiziksel desteğe ihtiyaç duyan insan sayısının artması, rehabilitasyon merkezlerinin hacimli ekipmanlarını yapay zeka destekli, hafif ve ‘ikinci deri’ denen sistemlere dönüştürüyor

Tülin Açıkbaş

Gelenek mi Yapay Zeka mı?

Yapay zekanın etki alanı gitgide genişliyor, gündemde ise moda tasarımında üretken yapay zeka (GenAI) dokunuşu var. Gelenekten güç alan bu disiplinin geleceği, dijital çağın dinamiklerinde saklı olabilir mi?

Tolga Ra

Yapay Zekanın Değişemeyen Sapmaları

Yapay zeka gelişse de ön yargıları değişmiyor çünkü beslendiği veri kaynağı aynı kalıyor.

Saniye Gülser Corat