Süper İnsan Arayışı
Türkiye’den çıkan sağlık teknolojisi girişimleri, longevity çağının hızına yetişmeye çalışıyor.
Fotoğraf: Bettmann, Contributor / gettyimages
Uzun ve sağlıklı yaşamın ilk şartı, kendine iyi bakmak. Bunun için vücuttaki sinyalleri takip etmek gerekiyor. İleride karşılaşılacak bazı sağlık sorunlarının bir kısmı henüz kliniğe yansımadan bedende kendini gösteriyor. Sinyaller ve düzensizlikler küçük olabiliyor ama longevity adına büyük bir anlam içerebiliyor.
Stres yönetiminden sakatlık riski tahminine, kronik hastalık takibinden uzaktan biyometrik ölçüme ve sağlık bilişimine uzanan bazı girişimler, teknolojiden de yardım alarak uzun ve sağlıklı yaşam hedefini daha ölçülebilir, izlenebilir ve günlük hayatın bir parçası haline getiriyor.
Pandeminin ardından sağlık girişimlerine yönelim hız kesmeden arttı. 2025 yılında bu alana yapılan küresel yatırımlar 70 milyar doları bulurken, 2026’nın yalnızca ilk beş ayında 32.2 milyar dolarlık yeni sermaye akışı gerçekleşti. StartupsWatch verilerine göre, Türkiye’de 2023’ten bu yana sağlık teknolojisi girişimlerine yapılan toplam yatırım 30 milyon doları aştı.
Yapay zeka son yılların en popüler yatırım alanı olarak öne çıksa da, sağlık teknolojileri yatırımcıların radarında kalmaya devam ediyor. Hatta giderek daha stratejik bir konuma yerleşiyor çünkü artık asıl mesele doğrudan yaşam kalitesini, erişimi ve insanlığın geleceğini yeniden tanımlamak.
Bundan sonra da yatırımcıların gözdesi olacak sağlık sektöründen 5 girişiminin teknolojisi ve insanlığa faydaları.
-
1/6 Cebinizdeki Klinik
Bir kliniğe gitmeden, hiçbir cihaza dokunmadan, 20 saniye boyunca telefon kamerasına bakarak kalp ritminiz, solunum hızınız ve stres seviyeniz ölçülebilir mi? Yeni nesil sağlık teknolojileri, akıllı telefon kameralarını biyometrik sensörlere dönüştürerek geleneksel klinik ölçüm cihazlarının bazı işlevlerini yeniden tanımlıyor. Bu yaklaşımın merkezinde, insan cildindeki mikroskobik renk değişimlerini analiz ederek kardiyovasküler ve otonom sinir sistemi verileri çıkaran uzaktan fotopletismografi yani rPPG teknolojisi yer alıyor.
Dripfy, longevity girişimcisi Dr. Abdullah Hasiripi ve ekibi tarafından geliştirildi. Hasiripi’ye göre kalp her kasıldığında atardamarlar ve kılcal damarlar hafifçe dolup boşalıyor. Bu hareket, ten renginde gözle algılanamayacak bir dalgalanma oluşturuyor. Algoritma, alın, yanak ve çene gibi kan akışının yoğun olduğu bölgelerden bu dalgayı fark edip nabız sinyaline dönüştürüyor. Aynı sinyalin içinden solunum ritmi, kalp atışları ve damar basıncının izleri de çıkarılabiliyor. CE-MDR kapsamındaki tıbbi cihaz, klinik olarak doğrulanmış bir sistem olarak konumlanıyor. Bir milyondan fazla veri noktası üzerinde eğitilen modeller, ölçümü klinik kararı destekleyen bir araca dönüştürüyor. Dripfy bu verileri zamana yayarak uyku kalitesi, mental stres, mental sağlık riski, hipertansiyon riski, enerji dengesi ve biyolojik yaş eğilimi gibi daha anlamlı metriklere dönüştürmeye çalışıyor. Trafikte direksiyon başında, iş gününün ortasında masada, toplantı öncesi koridorda bedenin verdiği küçük sinyalleri laboratuvar dışındaki hayatın içinde görünür kılıyor.
-
2/6 Vücudun Anlattığını Dinlemek
Avrupa’nın beş büyük liginde son beş sezonda 22 binin üzerinde sakatlık yaşandı. Toplam maliyet, yaklaşık 3.45 milyar euro. Yalnızca 2024 sezonunda bu rakam 600 milyon euro’nun üzerine çıktı. Bu rakamların arkasındaki en kritik bulgu şu: Sakatlıkların önemli bir bölümü temassız. Oyuncu bir darbeyle değil, yönetilemeyen yük, yorgunluk ya da vücudun erken sinyallerinin okunamaması nedeniyle oyundan düşüyor. AIVisionTech’in geliştirdiği AI4Sports tam bu noktaya odaklanıyor. Şirketin kurucusu Prof. Dr. Murat Ceylan, 25 yıldır termografi ve yapay zeka üzerine akademik çalışmalar yürütüyor. 2018’de TÜBİTAK BİGG desteğiyle kurduğu şirketle bu birikimi sahaya indiriyor.
Sporcu termal kamerayla görüntüleniyor. Yapay zeka bu görüntüyü 15 saniyede analiz ediyor ve 40 farklı kas grubu için sakatlık riski, yorgunluk ve postür analizi üretiyor. Modele sporcunun geçmiş sakatlıkları, vücut tipi ve sahadaki adaptasyon süreci dahil ediliyor. Sistemin içinde yaklaşık 1,7 milyon akademik kaynakla beslenen bir GPT entegrasyonu var. Bu sayede kişiye ve branşa özel öneriler üretiliyor. Ceylan, “Sakatlıklar oluşmadan önce tahmin ederek ve risk süreçlerini yönetiyoruz” diyor. Bu yaklaşım, sporcu sağlığını daha öngörülü ve yönetilebilir bir yapıya taşımayı hedefliyor.
Ceylan’ın en iddialı alanı ise termal dijital ikiz: Oyuncu sahaya çıkmadan önce, ertesi günkü antrenman dijital ikizine yaptırılıyor ve vücudun termal tepkisi tahmin ediliyor. Şimdiye kadar 2 binin üzerinde profesyonel sporcu ve sedanter bireyle çalıştıklarını söyleyen Ceylan, önceki sezonla karşılaştırıldığında sakatlık ve yaralanma sayısının yüzde 65 azaldığını belirtiyor.
Termal görüntüleme, vücuttaki inflamasyon haritasını görünür hale getirebiliyor. Ceylan’a göre uzun yaşama giden yollardan biri, insanın kendi inflamasyonunu yönetebilmesinden geçiyor.
-
3/6 Kronik Hastalığın Günlük Hafızası
Diyabet, tiroid fonksiyon bozukluğu ve KOAH gibi kronik sorunların yönetiminde sürdürülebilirlik, sağlık sistemlerinin en zorlu problemlerinden biri. Hastalar hastane kapısından çıktıktan sonra tedavinin aynı disiplinle devam etmesi her zaman mümkün olmuyor. İlaç uyumu aksayabiliyor, ölçümler unutulabiliyor, kontrol randevuları ertelenebiliyor.
Albert Health, kronik hastalıklarla baş etme konusunda hastalara destek oluyor. Platformun merkezinde LLM tabanlı sağlık asistanı Albert var. Albert, standart yanıtlar üreten bir sohbet robotu değil. Hastanın medikal geçmişi, demografik bilgileri, risk profili ve tedavi yolculuğuna eşlik eden bir sistem. Hastaya ilaç ve ölçüm takibi, doktoruyla online görüşme ve hastalığa özgü sağlık içeriği sunuyor. Bir anomali sezerse kişiselleştirilmiş bir öneri gönderiyor. Hekimler de bu veriye uzaktan bakarak tedavi sürecini güncelleyebiliyor.
CEO Recai Serdar Gemici, Türkiye’de özel sektör iş birlikleri ve kamu hastanelerindeki hekimler kanalıyla 500 binden fazla hastaya ulaştıklarını söylüyor. Albert Health’in vaadi net: Yapay zekayı hekimin yerine koymak değil, kronik hastalığın günlük hafızasına dönüştürmek. “Kronik hastalık, günlük bir deneyim. Tedavisi de öyle olmalı” diyor Gemici.
-
4/6 Sağlık Bilişimi: Görünmeyen Omurga
Tüm bu ölçümlerin, sinyallerin ve verilerin bir anlam taşıması için altyapı gerekiyor. Ankara merkezli TEUS Teknoloji, yapay zekayı sağlık ekosisteminin günlük işleyişine entegre etmeye çalışan girişimlerden biri. Kurucusu Eray Özcan’ın odağı sahadaki ihtiyaçlardan hareket etmek. “Teknolojiyi laboratuvarda tasarlayıp sahaya indirmek yerine, sahadaki ihtiyaçlardan hareketle geliştiriyoruz” diyor.
Şirketin ürünleri arasında cilt görüntülerini analiz eden yapay zeka destekli DermaAI, bireyleri uygun sağlık hizmetlerine yönlendiren bir sağlık asistanı uygulaması ve TÜBİTAK destekli radyoterapi görüntüleme projesi iTeraFantom yer alıyor. ArsivIQ ise kurumların yıllar içinde biriktirdiği bilgi hafızasını yapay zeka yardımıyla erişilebilir kılmayı hedefliyor. Sağlık gibi büyük veri üreten bir alanda bu erişim, hızın yanında doğru karar alabilme kapasitesini de belirliyor.
Longevity söylemleri, çoğu zaman biyolojik yaşı düşürmek, hücre yenilenmesi ya da Silikon Vadisi’nin ölümsüzlük hayalleri üzerinden ilerliyor. Bu girişimler ise daha mütevazı ama belki daha acil bir şeye işaret ediyor. Beden zaten stres birikimiyle, kasların ısı değişimiyle ve nabzın ritmindeki küçük sapmalarla bunu anlatıyor. Asıl konu bu sinyallere verdiğimiz tepkiler.
-
5/6 Sinir Sistemini Düzenlemek
Vagus siniri, beyin sapından başlayıp kalbe, akciğerlere ve bağırsağa uzanan kranial sinirlerden biri. Adı Latince’den geliyor: Gezgin. Vücut; modern dünyada sürekli maruz kalınan bildirimler, yoğun iş temposu, stres ve zihinsel yükler nedeniyle sürekli ‘savaş ya da kaç’ modunda çalışıyor. Bu alarm durumu uzadığında vagus siniri devreye girerek ‘dinlen ve sindir’ modunu başlatıyor. Kalp hızını düşürüyor, sindirimi yeniden aktive ediyor ve sinir sistemini sakinleştiriyor. Son yıllarda vücudu daha fazla ‘dinlen ve sindir’ modunda tutarak, yaşlanma hızını olumsuz yönde etkileyen biyolojik süreçlerin düzenlenmesi konuşuluyor. Vagus siniri uyarımı yeni bir fikir değil. 1990’lardan bu yana nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Klasik yöntem, cerrahi olarak vücuda yerleştirilen cihazlarla sinirin uyarılmasına dayanıyor. Bu bakış açısından yola çıkan Vagustim ise aynı hedefe daha erişilebilir ve vücuda müdahale etmeden (non-invazif) ulaşmayı sağlamak için kulağın vagus siniriyle ilişkili bölgelerini uyaran, kulaklık formunda bir cihaz geliştirdi. Arkasında bir tıp doktoru ve bir mühendis var: Dr. Ali Veysel Özden ve Ali Can Erk. Mobil uygulama üzerinden kontrol edilen cihaz, kullanıcının yaşı, kilosu ve kullanım amacı gibi değişkenlere göre uyarım parametrelerini ayarlıyor. Akıllı saat ve giyilebilir cihazlardan gelen verilerle beslenebiliyor. Amaç, uyarım parametrelerini kişiye ve kullanım amacına göre ayarlamak. Wellness kategorisinde sunulan cihaz; Harvard, UCLA, Duke gibi kurumlarda araştırma amaçlı kullanılıyor. Farklı üniversitelerden araştırmacılarla yürütülen çok sayıda klinik çalışmaya da konu oldu. 2017’de ilk prototipi geliştirmek için bir araya geldiklerini anlatan Özden, 2018’de İTÜ Big Bang Startup Challenge finalisti olduklarını, 2019’da ise Eczacıbaşı’nın da içinde bulunduğu bir yatırım turunu kapattıklarını söylüyor. Bugün satışlarının neredeyse tamamı ABD, Kanada, İngiltere ve Avustralya’ya yapılıyor. Şirketin mesajı açık: Vücut kendi dengesini yeniden hatırlamadan, diğer müdahalelerin faydası yok.
-
6/6 Yatırım Alan Girişimler
2023’ten bu yana sağlık alanındaki girişimler, kendi kaynakları ve yatırımcı veri tabanlarına göre toplamda 16.35 milyon dolar, 200 bin euro ve 7.24 milyon euro yatırım aldı.
Teknoloji, enerji ve sürdürülebilirlik konularında yazıyor. Dijital kültür ve yüksek saatçiliğe meraklı. Teknolojiyi yalnızca ürünler ve trendler üzerinden değil, kültür, ekonomi, tasarım ve gelecek öngörüsüyle incelemeyi seviyor.