Tülin Açıkbaş
İklim
6 Mart 2026 09:50

Küresel deniz seviyesi yüksekliğinde gerçek rakamlar farklı

Dünya genelinde küresel ısınma nedeniyle yükselen deniz seviyelerinin tahminlerden daha yüksek olduğu ortaya çıktı

Küresel deniz seviyesi yüksekliğinde gerçek rakamlar farklı

Fotoğraf: Wildestanimal/gettyimages

Hollanda’daki Wageningen Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre, küresel deniz seviyesi yükselmeleri eksik veriler nedeniyle düşük çıkıyor. Özellikle Güneydoğu Asya ve Hint-Pasifik kıyılarındaki ölçümler, tahminlerden 1 metre daha yüksek.


Deniz seviyesi çalışmalarının büyük çoğunluğu, Dünya’nın yerçekimi alanı ve dönüşünü baz alarak yükselmeyi tahmin eden modeller kullanıyor. Bu model; gelgitler, rüzgarlar, okyanus akıntıları, sıcaklık ve tuzluluk gibi diğer etkileyen faktörleri hesaba katmıyor. Araştırmanın lideri Philip Minderhoud ve ekibi, tam da bunu yapıyor. Tüm faktörleri hesaba katıp, bunları gerçek dünya uydu verileriyle birleştiriyor. Son 15 yılda yayımlanan 385 hakemli deniz seviyesi yükselmesi ve kıyılara yönelik tehlikeleri inceleyen çalışmayı analiz eden ekip; yüzde 90’ının gerçek ölçümler olmadığını kanıtladı. Sonuç: Ölçüm modelleri deniz seviyesi yüksekliğini ortalama 24-27 cm düşük hesaplamış. Bazı bölgelerde fark, 550-760 cm kadar büyük.


Okyanus bilimi uzmanları, 2100 yılına kadar buzulların tamamen eriyeceğini ve deniz suyu termal genleşmesi sonucunda denizlerin 1 metre yükseleceğini öngörüyor. Ancak yeni araştırma, 77 milyon ile 132 milyon kıyı sakininin daha deniz seviyesinin altında yaşayacağını gösteriyor. Daha önceki tahminlerde bu sayı 896 milyon kişi olarak öngörüyordu


Avrupa Çevre Ajansı’nın kayıtlarına göre, küresel ortalama deniz seviyesi 1900’den 2024’e kadar yaklaşık 23 cm yükseldi. Bu artışın yaklaşık 11 cm’i sadece son 30 yılda gerçekleşti. En hızlı yükseliş, 2000-2023 döneminde oldu; deniz seviyesi yaklaşık 1,8 cm yükseldi. Dünya genelinde 6,5 trilyon ton buz kaybı yaşandı.


Deniz seviyelerinin yükselmesi, kıyı toplulukları için büyük bir tehdit oluşturuyor. Eriyen buzullar sadece kıyı kesimlerde sel riskini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda dünya nüfusunun önemli bir kısmının bağımlı olduğu tatlı su kaynaklarını ve hidroelektrik enerji üretimini de tehdit ediyor. Bilim insanları, bu hızlı erimenin iklim değişikliğinin ne denli hızlandığının somut bir göstergesi olduğunu söylüyor. 


Deniz seviyeleri ölçme modelleri

Klasik yöntem gel-git ölçerler: Bu yöntem, 19’uncu yüzyıldan beri kıyılarda kullanılıyor. Deniz seviyesini, kıyıya sabitlenmiş ölçüm cihazlarıyla gözlemliyor. Veriler genellikle günlük veya saatlik gel-git değişimlerini içeriyor. 100 yılı aşan veri kaydı var ama sadece kıyı bölgeleri için geçerli, açık deniz verisi vermiyor.


Modern yöntem: Uydu altimetresi (uyduların yeryüzü veya deniz yüzeyi yüksekliğini ölçmek için kullandığı bir sensör): 1992’den beri kullanılıyor. Küresel verileri kapsıyor. Gelgit ve hava koşullarına göre düzeltmeler yapıyor. Küresel deniz seviyesi değişimini ölçüyor ama günlük değişimleri ölçmüyor.

 

Küresel uydu konumlandırma sistemi: Arazi hareketlerinden yola çıkarak, deniz seviyesi değişimlerini ölçüyor. Deniz seviyesi yükselmesi ile arazi hareketlerinden kaynaklanan değişimleri ayırt ediyor. Kıyı şeritleri verileri yetersiz kalıyor. 

 

GRACE ve GRACE-FO uyduları: GRACE, eriyen buz tabakaları veya okyanus kütlesindeki değişimlerden kaynaklanan yerçekimi değişimlerini tespit ediyor. GRACE-FO, her ay küresel olarak hem okyanustaki hem de karadaki su kütle değişimlerini ölçüyor. Bu sayede buz tabakalarındaki değişimler, okyanustaki su miktarı ve kara üzerindeki su depoları izlenebiliyor. Bu uydular Dünya genelindeki su hareketlerini takip ediyor ama veri kaydı 20 yılla sınırlı.

 

Argo şamandıraları: Okyanusta sürüklenerek, suyum üst 2000 metresindeki sıcaklık ve tuz oranını ölçüyor. Şamandıralar belirli aralıklarla belli derinliklere dalıyor, yüzeye çıkınca verilerini uydu aracılığıyla iletiyor. Deniz seviyesindeki termal genleşme bileşenini anlamaya yardımcı oluyor. Küresel deniz seviyesi değişiminde önemli bir faktör ama çoğu şamandıra 2000 metre derinliğin ötesine ulaşamıyor.

 

 

25 yıldır sağlık, wellness, güzellik ve lifestyle üzerine yazılar yazıyor. Kariyerine televizyon muhabirliği ile başladı. Gazete muhabirliği, editörlüğü ve köşe yazarlığının ardından kendi mecrasında dijital yayıncılık yaptı. Bitmeyen merakı, her gün bir şeyler öğrenme hevesi ve yazma tutkusuyla şimdilerde WIRED Türkiye Yazı İşleri Müdürü olarak keşfetmeye devam ediyor.

Tülin Açıkbaş

DAHA FAZLASI

Dev Doğa Olayı Geri Dönüyor, Ekonomiyi ve Sofraları Vuracak

Türkiye'yi de bekleyen aşırı yağışlar, tarımsal kriz ve milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp kapıda. El Nino felaket mi, bereket mi?

Samet Kelebek