Çağla Üren
Geleceğin Teknolojileri
27 Ekim 2026 15:33

Kuantum Bilgisayarda ‘Hibrit’ Yaklaşım: Hesaplama Yükü Bin Kat Azalabilir

Kuantum bilgisayarların en önemli sınırlamalarından birini aşabilecek yeni bir yöntem geliştirildi. Kübitleri elektromanyetik rezonatörlerle birleştiren hibrit sistem, bazı karmaşık kuantum hesaplamalarında gereken kaynakları bin kata kadar azaltabiliyor.

Kuantum Bilgisayarda ‘Hibrit’ Yaklaşım: Hesaplama Yükü Bin Kat Azalabilir

Görsel: Eugene Mymrin/gettimages

Haberlerimizi Google'da Takip Edin

Tıklayın, gelişmelerden anında haberdar olmak için tercih edilen kaynaklarınıza ekleyin.

Google

İngiltere'deki King's College London öncülüğünde çalışan araştırmacılar, kuantum bilgisayarların hesaplama kapasitesini artırabilecek yeni bir yöntem geliştirdi.


Physical Review X adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmada, geleneksel kuantum bilgisayarların temel bilgi birimi olan kübitlerle elektromanyetik alanları depolayabilen mikrodalga rezonatörlerini birleştiren hibrit bir sistem önerildi.


Araştırmacılar, bu yaklaşımın özellikle parçacıklar arasındaki karmaşık etkileşimlerin modellenmesinde önemli avantajlar sağlayabileceğini belirtti.


Kuantum bilgisayarların aşmakta zorlandığı engel

Evreni oluşturan temel parçacıklar, fermiyonlar ve bozonlar olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Fermiyonlar, elektronlar ve protonlar gibi maddeyi oluşturan parçacıkları kapsarken bozonlar arasında elektromanyetik kuvveti taşıyan fotonlar gibi parçacıklar var.


Bu iki grubun kuantum davranışları birbirinden farklı. Fermiyonlar, "Pauli dışarlama ilkesi" nedeniyle aynı kuantum durumunu paylaşamıyor. Bozonlar ise aynı kuantum durumunda bir arada bulunabiliyor ve teorik olarak bu durumu paylaşan bozonların sayısının bir üst sınırı yok.


Geleneksel kuantum bilgisayarlar, fermiyonların davranışlarını modellemeye daha uygun bir yapıya sahip. Ancak bozonların davranışlarını simüle etmek için çok sayıda kübit kullanılması gerekiyor. Kübit sayısı ve hesaplama işlemleri arttıkça sistemdeki hata olasılığı da yükseliyor.


Yeni araştırma, bu sorunu aşmak için bozonların kuantum durumlarını doğrudan temsil edebilecek farklı bir donanım türünden yararlanmayı öneriyor.


Kübitlerle mikrodalga rezonatörleri birleştirildi

Araştırmacıların geliştirdiği teorik sistem, iki mevcut kuantum teknolojisini bir araya getiriyor. Bunlardan ilki, kuantum bilgisayarların hesaplama işlemlerini gerçekleştiren kübitler. İkincisi ise salınım yapan elektromanyetik alanları barındıran mikrodalga boşluk rezonatörleri.


Bu rezonatörler, süperiletken kuantum devrelerinde halihazırda kullanılıyor. Ancak araştırmacılar, rezonatörlerin yalnızca yardımcı donanım olarak değil, kuantum bilgisinin depolanması ve işlenmesi için de kullanılabileceğini gösterdi.


Böylece bozonların karmaşık davranışlarını çok sayıda kübitle temsil etmek yerine, bu davranışların rezonatörler aracılığıyla daha doğal biçimde modellenmesi hedefleniyor. Araştırma ekibine göre bu yaklaşım, belirli hesaplamalarda gereken işlem miktarını bin kata kadar azaltabilir.


Bilim insanları, çalışmanın özetinde, "Bu hibrit yaklaşım hesaplama yükünü bin kat azalttığı için pratik değeri olan kimya ve malzeme bilimi problemleri, büyük ölçekli hata düzeltmeli kuantum bilgisayarlar ortaya çıkmadan çok önce, bugün geliştirilmekte olan makinelerin erişimine girebilir," değerlendirmesinde bulundu.


Hata oranlarında önemli avantaj sağlayabilir

Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri, hibrit sistemlerin mevcut kuantum donanımlarının doğruluk seviyeleriyle daha karmaşık hesaplamaları gerçekleştirme potansiyeli. Araştırmacıların hesaplamalarına göre, kuantum kapısı başına yüzde 99,9 doğruluk oranına sahip hibrit bir sistemin performansına ulaşabilmek için yalnızca kübitlerden oluşan gelişmiş bir kuantum bilgisayarın en az yüzde 99,9999 doğruluk oranına ulaşması gerekiyor.


Kuantum kapıları, kuantum bilgisayarlarda bilgi üzerinde işlem gerçekleştiren temel operasyonları ifade ediyor. Bu iki doğruluk oranı arasındaki fark küçük görünse de hata olasılıkları açısından bin katlık bir farka karşılık geliyor.


Araştırmacılar, geleneksel sistemlerde gerekli olan bu yüksek doğruluk seviyesinin mevcut teknolojiyle henüz erişilebilir olmadığını belirtiyor. Hibrit yaklaşım ayrıca çok sayıda kuantum kapısının art arda kullanılmasına duyulan ihtiyacı azaltarak hata birikimini sınırlayabilir.


Bu sayede hataların tespit edilmesine yardımcı olmak için kullanılan ek kübitlere duyulan ihtiyaç da azalabilir.


Yeni ilaçlar ve süperiletken malzemeler için kullanılabilir

Bilim insanlarına göre hibrit kuantum hesaplama, yalnızca kuantum bilgisayarların performansını artırmakla kalmayıp çeşitli bilimsel problemlerin çözümünü de kolaylaştırabilir. Özellikle elektronlarla fononlar arasındaki etkileşimlerin modellenmesi önemli uygulama alanlarından biri olarak gösteriliyor. Fononlar, kristal yapılardaki titreşim enerjisini tanımlamak için kullanılan kuaziparçacıklar olarak biliniyor.


Elektron-fonon etkileşimlerinin daha iyi anlaşılması, yüksek sıcaklık süperiletkenlerinin geliştirilmesine yönelik araştırmalara katkı sağlayabilir. Araştırmacılar ayrıca fotosentez sırasında enerjinin nasıl taşındığının, bazı malzemelerin elektrik akımını neden dirençsiz iletebildiğinin ve ilaç moleküllerinin hedeflerine nasıl bağlandığının da daha ayrıntılı modellenebileceğini belirtiyor.


Bu alanlardaki ilerlemeler daha verimli güneş panellerinin, elektrik şebekelerinin ve yeni ilaçların geliştirilmesine katkıda bulunabilir.


Mevcut teknolojilerle uygulanabilir mi?

Araştırmanın en önemli yönlerinden biri, önerilen sistemin tamamen yeni donanım teknolojilerinin geliştirilmesini gerektirmemesi. Kübitler ve elektromanyetik rezonatörler, mevcut kuantum araştırmalarında zaten kullanılan bileşenler arasında yer alıyor.


Bu nedenle araştırmacılar, hibrit sistemlerin büyük ölçekli ve tam hata düzeltmeli kuantum bilgisayarların geliştirilmesini beklemeden hayata geçirilebileceğini düşünüyor.

Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.

Çağla Üren

DAHA FAZLASI

2030’a Giden Yol Çıkmaz Sokak Değil

Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma hedefleri çok yavaş ilerlese de veri, deneyim ve teknoloji bu süreci hızlandırabilir.

Zamanı Ölçmek İçin Atomun Çekirdeğine İnildi

Viyana ve Pekin’deki iki ekip, nükleer saatlerin çalışan ilk prototiplerini geliştirdi. Bu saatler zamanı atomun çekirdeğindeki değişimi referans alarak ölçüyor.

Evin Önünden Geçen Vızıldamalar: Teslimat Drone’ları

Otonom sistemler, kargolara da müdahale ederken Amazon’un teslimat drone’ları dakikalar içinde siparişi kapıya getirebiliyor ancak bir sorun var: Vızıldıyor ve ses yapıyorlar.

Yapay Zeka İçin Google Uzaya Çıkıyor

Google, yapay zeka altyapısını daha farklı şekillendiriyor ve Dünya’nın dışına taşımaya hazırlanıyor. Geliştirilen ilk prototip uydu Project Suncatcher kapsamında 1 Ekim’de yörüngeye çıkacak.