Güneş Sistemi'ndeki Gizemli 9. Gezegen İçin Bir Aday Belirlendi
Güneş Sistemi'nin uzak köşelerinde var olduğu düşünülen ancak bugüne kadar gözlemlenemeyen 9. gezegen için güçlü bir aday belirlendi.
Görsel: All About Space/gettyimages
Tayvan Ulusal Tsing Hua Üniversitesi öncülüğünde yürütülen bir araştırma, astronomların uzun yıllardır peşinde olduğu gizemli 9. gezegenin keşfine yönelik önemli bir ipucu sundu.
Publications of the Astronomical Society of Australia adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada araştırmacılar, milyonlarca kızılötesi kaydı inceleyerek Güneş Sistemi'nin uzak bölgelerinde hareket eden bir gök cismi belirledi.
Araştırmaya göre, yaklaşık 23 yıl arayla çekilen kızılötesi görüntülerde tespit edilen gök cisminin parlaklığı ve hareketi, varsayımsal 9. gezegenin beklenen özellikleriyle örtüşüyor. Ancak bilim insanları, keşfin henüz yeni bir gezegenin varlığını kesin olarak doğrulamadığını vurguluyor.
9. gezegen gizemi nedir?
Güneş Sistemi'nde resmi olarak tanınan 8 gezegen var. Ancak astronomlar uzun süredir Neptün'ün ötesinde, henüz keşfedilmemiş büyük bir gezegenin daha bulunabileceğini düşünüyor. Bu varsayımın temelinde, Güneş Sistemi'nin dış bölgelerinde yer alan bazı küçük gök cisimlerinin sıra dışı yörüngeler izlemesi var.
Bu cisimlerin yörüngelerindeki belirli kümelenmeler ve eğiklikler, henüz gözlemlenememiş büyük bir gezegenin kütleçekim etkisinden kaynaklanıyor olabilir. 9. gezegenin, Dünya'dan birkaç kat daha büyük kütleye sahip olduğu ve Güneş çevresinde oldukça geniş, eliptik bir yörüngede hareket ettiği tahmin ediliyor.
Ancak gezegenin gerçekten var olup olmadığı hâlâ tartışmalı. Gözlemlenen yörünge özelliklerinin başka açıklamaları da olabilir.
23 yıl arayla çekilen görüntüler incelendi
Son araştırmanın başındaki Terry Long Phan ve meslektaşları, iki farklı uzay teleskobunun yıllar önce topladığı verileri karşılaştırdı. Bunlardan ilki, 1983'te gözlemler yapan Kızılötesi Astronomi Uydusu (IRAS), ikincisi ise Japonya'nın 2006'da fırlattığı AKARI uzay teleskobuydu.
Araştırmacılar, iki gözlem arasında geçen yaklaşık 23 yılın, çok uzak bir gezegenin gökyüzündeki konum değişikliğini tespit etmek için kullanılabileceğini düşündü. Çünkü Güneş'ten yüzlerce astronomik birim uzaklıkta bulunan bir gezegen, yörüngesinde son derece yavaş hareket ediyor.
Bir astronomik birim, Dünya ile Güneş arasındaki yaklaşık 150 milyon kilometrelik mesafeye karşılık geliyor. Bilim insanları, Güneş'ten 500 ila 700 astronomik birim uzaklıkta bulunabilecek ve Dünya'nın yaklaşık 7 ila 17 katı kütleye sahip olabilecek bir gezegenin kızılötesi izlerini aradı.
Milyonlarca kayıt arasında yapılan ilk taramada 22 olası eşleşme bulundu. Daha ayrıntılı incelemeler sonucunda bu sayı önce 13'e, ardından yalnızca bire düştü. Geriye kalan tek adayın, 23 yılda gökyüzünde yaklaşık 47,5 yay dakikası yer değiştirdiği belirlendi.
Bu, dolunayın gökyüzünde kapladığı açısal genişliğin yaklaşık bir buçuk katına karşılık geliyor.
Gezegen neden bugüne kadar görülemedi?
Varsayımsal 9. gezegenin bulunmasını zorlaştıran en önemli etken, Güneş'ten olağanüstü derecede uzakta olması. Gezegenler yıldızlar gibi kendi ışıklarını üretmiyor. Görünür ışıkta gözlemlenebilmeleri için Güneş'ten gelen ışığı yansıtmaları gerekiyor.
Ancak bu varsayımsal gezegen, Neptün'den en az 10 kat daha uzakta bulunuyor olabilir.
Bu uzaklıkta, Neptün büyüklüğündeki bir gezegenin yansıttığı ışık yaklaşık 10 bin kat daha sönük görünebilir. Buna karşılık gezegenler, sıcaklıkları nedeniyle kızılötesi dalga boylarında da ışınım yayıyor. Bu nedenle araştırmacılar, gezegenin yansıttığı Güneş ışığını aramak yerine kendi termal ışınımını tespit etmeye çalışıyor.
Yeni araştırmada kullanılan IRAS ve AKARI verileri de bu yaklaşımı temel alıyor.
Peki gerçekten 9. gezegen bulundu mu?
Araştırmacılara göre henüz kesin sonuca varmak mümkün değil. İki farklı tarihte belirlenen konumlar, gök cisminin hareketine ilişkin önemli bir ipucu verse de yörüngesinin kesin olarak hesaplanması için yeterli değil.
Bir cismin gerçekten 9. gezegen olup olmadığını belirlemek için yalnızca uzaklığı ve parlaklığının değil, yörüngesinin de Güneş Sistemi'nin dış bölgelerindeki diğer cisimler üzerinde beklenen kütleçekim etkileriyle uyumlu olması gerekiyor.
Phan, bu nedenle Şili'deki dört metrelik Víctor M. Blanco Teleskobu üzerinde bulunan Karanlık Enerji Kamerası'nın (DECam) kullanılmasıyla yeni gözlemler yapılmasını öneriyor.
Bu gözlemler, aday cismin gerçekten hareket eden uzak bir gezegen olup olmadığını ve nasıl bir yörünge izlediğini ortaya çıkarabilir. Eğer yeni gözlemler mevcut bulguları doğrularsa, astronomlar Güneş Sistemi'nin uzun süredir aranan 9. gezegenine ilişkin ilk doğrudan gözlemsel kanıta ulaşmış olabilir.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.