Bu Sanatçıya Göre Yapay Zeka, Hala Taşıdığımız Sömürgeciliği Açığa Çıkarıyor
Mısırlı Amerikalı sanatçı Hassan Ragab, üretken yapay zekanın önyargısına meydan okumaya çalıştı. Şimdi ise onu, insanlığın kendi kusurlu algısını görünür kılmak için kullanıyor.
Fotoğraf: Hossam M. Omar/Unsplash, İllüstrasyon: Mustafa Orhun Çetin tarafından yapay zeka ile düzenlenmiştir.)
Hassan Ragab için bir müzede sergilenen bir mumyayı görmenin anısı kalıcı ve huzursuz ediciydi. Bir bedenin teşhir edilmesi fikri; kültür, kimlik ve sömürgeciliğin Mısır toplumu üzerindeki süregelen etkileriyle ilgili daha büyük bir yüzleşmenin belirtisine dönüştü.
“Bunlara nesne gibi bakıyorsunuz, ama değiller” diye anlatmıştı disiplinlerarası sanatçı ve mimar; 2024’teki Forever is Now çağdaş sanat sergisinden birkaç gün önce konuşuyorduk. Ragab, bu sergide Giza’daki Büyük Piramitler’de yapay zeka ile üretilmiş iş sergileyen ilk sanatçı oldu. Video, antik Mısır kimliğine dair bir dizi çağdaş araştırma içeriyordu. Bunlardan biri, mumya gibi kefene sarılmış genç, gömleksiz bir adamın sergilendiği sahneydi; etrafındakiler durup onun fotoğrafını çekiyordu. Ragab’ın mumyalarla izleyiciler arasındaki ilişkide fark ettiği dinamiğe yönelik bir eleştiriydi bu.
“Geçmişimizi ya da kimliğimizi anlama biçimimizle aramızda büyük bir boşluk olduğunu fark ettim; çünkü ona çok materyalist, analitik bir yerden bakıyoruz” diyor. “Bence bunun kökleri sömürgeleştirmeye ve temelde bu tarihi bize kimin tanıttığına dayanıyor.”
Mısırbilim, Fransız bilim insanı Jean-François Champollion tarafından Avrupalı izleyiciler için sistemli bir alan haline getirildi. Champollion, antik Mısır tarihini Avrupa merkezli akademik bir bakışla çerçeveledi. Bu bakışta antik ve modern Mısır arasında bir ayrım kuruluyor; firavunlar dönemi uygarlığı kaybedilmiş bir büyüklüğün zirvesi olarak yüceltilirken, çağdaş Mısır ondan kopuk gösteriliyordu.
“Bir kimliği parçalamak için bir yere gider ve insanlara, ‘Aptalsınız, yanılıyorsunuz, yaptığınız her şey yanlış’ dersiniz” diyor Ragab, WIRED Middle East’e.
“Bunu kuşaklar boyunca yaparsınız ve yerli halk bunun doğru olduğuna inanmaya başlar.”
Ragab’la ilk konuştuğumda, işi Mısır kimliği ve tarihinde sömürgecilik tarafından yaratılmış bir boşluğu doldurmaya odaklanıyordu. Bir yıl sonra, bakış açısı ve işini yapma nedeni değişmişti. “İşim nihilist bir noktadan geliyor” diyor. “İnsanları neyin tepki vermeye sevk edeceğini iyi biliyorum; ama şu anda işim gerçekten insanları tetiklemekle ilgili değil. Sadece söylemek istediğimi söylemekle ilgili.”
Bugün İskenderiye doğumlu, California merkezli sanatçı; Mısır’ın kent yaşamını, tarihinden gelen motiflerle birlikte betimleyen görseller yaratmak için yapay zekayı kullanıyor. “İşim, modellerdeki önyargıya meydan okumaktan, büyük dil modellerinin önyargısı üzerinden dünyayı anlamaya çalışmaya dönüştü” diye açıklıyor. Modellerdeki önyargıyı analiz ederken, bu teknolojinin başkalarının kendi içlerindeki önyargıyı anlamasına da imkan verdiğini söylüyor.
Ragab, bir stereotipin zaten yaygın olduğu, ancak yapay zeka aracılığıyla daha da büyüyüp aşırı görünür hale geldiği geri bildirim döngüleri fark etti. Basit bir ChatGPT istemine bakmak yeterli: “Mısır nasıl bir yer?” Yanıt, geleneksel sömürgeci Mısırbilimden beslenen tanıdık bir nakaratı tekrarlar: “Mısır, zıtlıkların ülkesidir; antik ve modern...” Mevcut içerikten beslenen üretken yapay zeka, var olan önyargıları pekiştirebilir; özellikle de bu önyargılar küresel ölçekte yaygınsa. Ragab’ın işi, üretken yapay zeka kullanımının tüm zamanların en yüksek seviyesinde olduğu bir döneme denk geliyor; OpenAI, Eylül 2025’te ChatGPT’nin haftalık 700 milyon aktif kullanıcısı olduğunu tahmin etmişti. Yapay zeka araçlarında her gün ortalama 34 milyon yapay zeka üretimi görsel oluşturuluyor.
We Are All Kings serisinde, stereotipleri düzeltmek için çalışmak yerine stereotip kavramıyla oynuyor. Bir işinde, antik bir tapınağı Kahire’nin merkezine taşıyor: duvar resimleri ve klimalarla süslenmiş, çamaşır iplerinden kıyafetler sarkan, Ahmed ve Mohamed isimli ofis tabelaları ya da Al-Nile adlı bir dükkan cephesiyle çevrili bir tapınak. Bu isimler tesadüf değil.
“Modelden ünlü bir doktorun ya da avukatın adının yazdığı bir tabela oluşturmasını isterseniz, çoğunlukla Mısır’daki en yaygın isimler olan Ahmed ya da Mohamed’i kullanır” diye açıklıyor. Görseli Instagram’da paylaştığında, yapay zekanın popüler isimleri kullanmasına dikkat çekti. “Bunlar gerçekler değil,” diye yazdı. “Ama ironik biçimde, birçok insan aynı şey üzerinde uzlaştığı için varlar. Peki uzlaşmak, bir şeyi gerçek yapar mı?”
Sömürgeci güçler bir zamanlar antik eserleri kazıp çıkarırken yapay zeka sistemleri artık kültürel veriyi büyük ölçekte kazıyor; yaşanan çevrelerden görüntüleri alıp herkesin kullanabileceği bir veri tabanına taşıyor.
Aynı geri bildirim döngüsü, geçen yıl Büyük Mısır Müzesi’nin açılışı öncesinde kitlesel ölçekte ortaya çıktı. Kullanıcılar, kendilerini antik Mısırlılara dönüştüren kutlama amaçlı yapay zeka görselleri paylaştı; firavunlara, kraliçelere ve tanrılara dönüştürülen bu imgeler bağlamından koparılmış ve yassılaştırılmıştı. “Kimlikler ya da ideolojiler birkaç kişi tarafından oluşturulur ve çoğunluğa dayatılır” diyor Ragab. “Bizim ‘Mısır kimliği’ dediğimiz şey her zaman iktidar tarafından kontrol edilir.”
“Bir çalışma alanı olarak Antik Mısır çok katmanlıdır” diyor kültürel antropolog ve miras tasarımı stüdyosu The Communitas’ın kurucusu Marwa Sabah. Yapay zekayı bir araç olarak tanımlıyor; ama riskli bir araç. “Bunu yüzey düzeyinden alıp, sembolizmi bilmeden yapay zekaya karikatürler ürettirdiğinizde, işin çok ince bir katmanını yaratmaya başlarsınız. Anlamını kaybeder; çünkü semboller yalnızca gördüğünüz şey değildir... Bir anlam, bir düşünce taşırlar ve bir yaşamları vardı.” Sabah’a göre bu durum, “Bütün bir çalışma alanını zedeler.”
Ragab bu kaygıyı anlıyor ve yok saymıyor; ancak yapay zekayı doğruluktan çok anlayış ve algının bir göstergesi olarak da görüyor. Yapay zeka ile üretilen medyanın ortaya çıkardığı şeyde bir önem olduğunu düşünüyor; çünkü bunlar, kamunun bugün Mısır kimliğini nasıl hayal etmeyi öğrendiğine dair canlı kayıtlar. “Artık bunun yapay zekayla ilgili bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Bence sömürgecilik artık insanlar olarak bizim içimizde yaşıyor” diyor. “Yapay zeka modellerindeki önyargıyı analiz ettiğinizde, kendi içinizdeki önyargıyı anlamaya başlıyorsunuz.”
Sömürgeci güçler bir zamanlar lahitleri ve diğer antik eserleri durdukları yerlerden kazıp çıkarırken, yapay zeka sistemleri bugün kültürel veriyi büyük ölçekte kazıyor; görüntüleri, dili ve sembolleri yaşanan çevrelerden alıp herkesin kullanabileceği bir veri tabanına taşıyor. Ragab, işinin aktivizm, politika ya da onarım olmadığında ısrar ediyor. Cevaplar önermek yerine sorular ortaya koyuyor. “Sömürgeci önyargıdan iyileşmeye çalışıyorum” diyor Ragab; tüm Mısırlıların bundan etkilendiğine inandığını da ekliyor. “Bundan tamamen iyileşmenin bir yolu var mı, bilmiyorum.”
'Bu haber ilk olarak WIRED Middle East’te yayınlanmış olup Mustafa Orhun Çetin tarafından çevrilmiştir.'
WIRED Middle East Serbest Yazarı
Costa Beavin Pappas
DAHA FAZLASI
Bir Lamanın Düşündürdükleri
E. Can Özer
Annelik, Beden ve Canavar: Karadeniz’de Bir Yaratık Anlatısı
E. Can Özer
Gelenek mi Yapay Zeka mı?
Tolga Ra
Bauhaus Ekolünün Mirası Nerede Yaşıyor?
E. Can Özer