E. Can Özer
Kitap ve Müzik
4 Mayıs 2026 11:43

Bu Kitap Okunamıyor

600 yıldır çözülemeyen gizemli metni deşifre etmek için artık yapay zeka destekli teknolojiler devrede. Peki bu teknolojik yaklaşım metnin anlaşılmasını nasıl değiştiriyor? Çözülememiş başka hangi eserler var?

Bu Kitap Okunamıyor

Fotoğraf: Universal History Archive / gettyimages

Dünyanın en gizemli kitaplarından biri olarak kabul edilen Voynich El Yazması, 600 yılı aşkın süredir karbon testlerine, kriptograflara ve dil bilimcilere meydan okumaya devam ediyor. 15. yüzyılın başlarına tarihlenen bu parşömen, bilinmeyen bir alfabeyle yazılmış metinleri, var olmayan bitkilerin çizimlerini, astrolojik diyagramları ve fantastik tasarımları bir araya getiren bir tarihsel bir bilmece.


Yale Üniversitesi’nin Beinecke Nadir Kitaplar ve El Yazmaları Kütüphanesi’nde saklanan bu ‘kodeks’, modern teknolojinin sınırları için yeni bir sınav konusu. Orta Çağ’ın sonlarına ait eser, klasik yöntemlerle çözülememiş olması nedeniyle bugün veri bilimi, hesaplamalı dil bilim ve kuantum bilişim gibi alanların kesişim noktasında konumlanıyor.


2026 yılı, Voynich El Yazması araştırmaları için iki önemli dijital buluşmaya ev sahipliği yapıyor. İlk olarak 11 Mart'ta düzenlenen ve 9 Aralık'ta Malta Üniversitesi tarafından gerçekleştirilecek olan Voynich Konferansı 2026, akademik bir yaklaşımla yapay zeka, doğal dil işleme ve dijital beşeri bilimler üzerine kurgulanan özgün ve henüz yayınlanmamış bilimsel çalışmaları dünya çapındaki uzmanlarla paylaşacak.


Özellikle makine öğrenmesi tabanlı dil modellemeleri ve hibrit kuantum algoritmalarının ilk kez bu ölçekte tartışılıyor olması, ‘bu kitap gerçekten çözülebilir mi?’ sorusunu yeniden alevlendirmiş durumda.


Bilim ne söylüyor?

Eserin kökenine dair en net veriler, Arizona Üniversitesi tarafından yürütülen radyokarbon analizlerinden geliyor. Karbon-14 testleri neticesindeki bulgular, kullanılan parşömenin yüzde 95 olasılıkla 1404–1438 yılları arasına ait olduğunu gösteriyor. Bu da metni, Rönesans öncesi Avrupa’nın entelektüel geçiş dönemine yerleştiriyor.


1912 yılında Polonyalı sahaf Wilfrid Voynich tarafından İtalya’da bulunan eser, yıllar içinde Roger Bacon ve John Dee gibi isimlerle ilişkilendirildi. Ancak bu iddiaların hiçbiri kesinlik kazanmış değil.


Metnin içi neden bu kadar tuhaf?

Voynich El Yazması’nın bu zamana kadar çözülemeyip anlamlandırılamamasının en önemli nedeni, içerdiği görsel ve dilsel yapıların hiçbir bilinen sistemle örtüşmemesi. Nitekim metin, tanımlanamayan bir alfabe ile yazılmış durumda. Sayfalarda yer alan bitki çizimleri, doğada karşılığı olmayan hibrit formlar içeriyor. Astronomik bölümlerde zodyak sembolleri ve dairesel gök diyagramları dikkat çekiyor.


En tartışmalı kısımlardan biri ise biyolojik içeriklerin yer aldığı bölüm. Burada, boru benzeri yapılarla birbirine bağlanan havuzlarda yer alan çıplak figürler bulunuyor. Bu sahnelerin simya, tıp ya da kozmolojiyle bağlantılı gibi görünüyor ama bunların gerçek anlamı hala net değil.

 


Fotoğraf: Lisa Fagin Davis

Yapay zeka devrede

Yıllar süren çalışmaların ardından klasik kriptografi yöntemleri sonuç vermeyince, araştırmacılar son yıllarda rotayı ileri teknolojilere çevirdi. Multispektral görüntüleme teknikleri, mürekkebin parşömen üzerindeki görünmeyen katmanlarını ortaya çıkararak metnin yazım sürecine dair yeni ipuçları sağlıyor.


Bunun ötesinde, yapay zeka destekli analizler metnin istatistiksel yapısında belirli örüntüler olduğunu gösteriyor. Bazı çalışmalar, metnin İbranice ile yapısal benzerlikler taşıyabileceğini öne sürerken, diğerleri bunun karmaşık bir anagram sistemi olabileceğini savunuyor. Kuantum bilişim tarafında ise araştırmalar, bu tür yüksek karmaşıklıktaki şifreleme yapılarının çözümünde yeni yöntemlerin mümkün olabileceğine işaret ediyor.


Kuantum zekası ve Voynich’in geleceği

Kuantum bilişim, geleneksel bilgisayarların çıkmaza girdiği noktalarda, karmaşık ve doğrusal olmayan örüntüleri tanıma potansiyeliyle deşifre çalışmalarında yepyeni bir ufuk açıyor. ScienceDaily ve UCL (University College London) araştırmalarına göre, 2026 yılında geliştirilen hibrit Kuantum-Yapay Zeka modelleri, kaotik fiziksel sistemleri tahmin etmede klasik modellere oranla yüzde 17 ila 29 oranla daha yüksek doğruluk sergilemeyi başarıyor. Kuantum sistemlerinin temel gücü olan süperpozisyon ve qubit verimliliği, metindeki çok anlamlı sembollerin ve üst üste binen dilsel olasılıkların eş zamanlı olarak işlenmesine olanak tanıyarak araştırmacılara muazzam bir hesaplama hızı kazandırıyor.


Bu ileri teknolojilerin, el yazmasının tarihi bir aldatmaca mı yoksa sofistike bir Orta Çağ şifresi mi olduğunu belirlemede kritik bir katalizör vazifesi görmesi çok muhtemel.


Çünkü bu teknolojik devrim, Voynich’in yaklaşık 35.000 kelimelik kısıtlı hacmi gibi düşük veri setlerinde istikrarlı istatistiksel paternleri yakalayabilme avantajına sahip.


The Unsolvable Mysteries of the Voynich Manuscript | The New Yorker

Fotoğraf: Beinecke Nadir Kitaplar ve El Yazmaları Kütüphanesi

Voynich yalnız değil

Voynich El Yazması, çözülememiş metinler dünyasında tek başına değil. Tarih boyunca benzer biçimde anlamı askıda kalmış pek çok eser var.


Pasifik’te bulunan Rongorongo Tablets, hala çözülememiş bir yazı sistemi içeriyor. Veri eksikliği nedeniyle bu sembollerin dil mi yoksa yalnızca işaret sistemi mi olduğu belirlenebilmiş değil.


Modern dönemde üretilmiş olsa da bilinçli olarak okunamaz şekilde tasarlanan ve fantastik bir dünyaya ait çizimleri içeren Codex Seraphinianus, İtalyan sanatçı Luigi Serafini tarafından yaratıldı ve Voynich’in çağdaş bir yorumu olarak görülüyor.


Avrupa’da ortaya çıkan Rohonc Codex ise yüzlerce sayfa boyunca çözülememiş bir dil içeriyor. Metnin hangi kültüre ait olduğu belirsiz.


Daha eski bir örnek olan Phaistos Disc, tekil bir buluntu olması nedeniyle çözülemeyen bir başka yazı sistemi olarak kabul ediliyor.


Modern kriptografi ile sanatın kesiştiği noktada ise Kryptos yer alıyor. Sanatçı Jim Sanborn tarafından tasarlanan bu eser, dört şifreli mesajdan sonuncusunu hala saklıyor.


Aynı çizgide değerlendirilen The Book of Soyga ise I. Elizaberh döneminin ünlü okültisti John Dee ile ilişkilendirilen, kısmen çözülebilmiş ama bütünsel anlamı hala belirsiz bir metin.



Elbette bu metinlerden bazıları çözülmek için değil, çözülmemek için yazılmış olabilir. Tüm bu örnekler, bir soruya işaret ediyor: Sorun gerçekten metinlerde mi, yoksa bizim onları çözme kapasitemizde mi?

2026’daki konferansların devamı önümüzdeki yıllarda da gelebilir. Süregelen konferanslar ve bilimsel çalışmalar, Voynich’in anlamına dair sorulara kesin bir yanıt vermeyebilir. Ancak geldiğimiz noktada kesin bir durum var: İnsanlık, 600 yıllık bir metni çözmek için artık kriptograflara, tarihçilere, dil bilimcilere ve algoritmalara güveniyor.

DAHA FAZLASI

Spor Yapanlar İçin Yeni Ritimler

Koşu yaparken, ağırlık kaldırırken, yürürken veya bisiklet sürerken, yani kısacası spordayken aktif kalmanın etkenlerinden biri de müzik. Spotify, bir kolaylık sağlıyor ve yeni türü platforma ekliyor: Fitness

Samet Kelebek

Google’ın Yeni Single’ı

Google, yapay zekaya yeni bir tarz getiriyor. Son zamanlardaki ‘yapay zeka ile şarkı’ trendi Google Lyria 3 Pro ile değişebilir. İlk modelindeki 30 saniyelik sınır yerini 3 dakikaya kadar bırakırken, yeni modele Gemini üzerinden ulaşılabiliyor ve aklınızdaki şarkıyı üretebilirsiniz

Samet Kelebek

iPhone’un Doğuşu Sandığınızdan Çok Farklı

2007’de tanıtıldığında iPhone sanki bir anda ortaya çıkmış gibi görünüyordu. Ancak asıl hikaye, Wired’ın incelediği David Pogue’un Apple: The First 50 Years kitabında ortaya çıktı.

Arda Aşık

Postmortem Streaming

Sonsuzluktaki çalma listenizde hangi şarkılar yer alırdı?

E. Can Özer