Boomer Kuşağı, Torunlarına Yapay Zeka Tarafından Üretilmiş Kalitesiz Kitapları Hediye Etmekten Vazgeçemiyor
Ebeveynler, çocuklarının gerçek fotoğraflarından esinlenerek yaratılmış karakterlerin yer aldığı, anlamsız hale getirilmiş yatma vakti masallarından bıkmaya başlıyor.
Foto illüstrasyon: LordHenriVoto/gettyimages (Yapay zeka ile düzenlenmiştir)
Küçük çocukları olan her ebeveynin, ister Gökkuşağı Balığı olsun ister İyi Geceler Ay, sesli okumaktan bıkmış olduğu bir kitap vardır. Ancak son yıllarda, anne ve babalar yatma vakti hikâyeleri konusunda yepyeni bir sıkıntıyla karşı karşıya kalıyor: AI tarafından üretilen saçma sapan hikâyelede kendi çocukları farkında olmadan başrol oynuyor.
Üç ay önce, yapay zekaya karşı çıkan bir subreddit'teki kullanıcı, artık sıradan hale gelmiş bir şikâyetini dile getirdi: Annesinin, kendi isteği dışında, torunu hakkında bir yapay zeka çocuk kitabı hazırlamaya çalıştığı ve bu kitabı küçük kıza doğum gününde hediye etmek istediği.
“Yapay zeka tarafından üretilen sanatı desteklemediğimi sayısız kez yineledim ve ona, fotoğraflarımızı kesinlikle yapay zekaya aktarmaması ya da kimlik bilgilerimizi hiçbir şekilde kullanmaması konusunda kesin bir sınır çizdim” diye yazmış Reddit kullanıcısı. “Ancak o, çocuğumla yaşadığımız deneyimlere dayanarak bu hikâyeleri yaratıyor ve karakterlerini çocuğumla benzer özelliklere sahip olacak şekilde şekillendiriyor; ayrıca bizi temsil etmeleri ve çocuğumun ‘ailesini yansıtılmış olarak görebilmesi’ için ailemizin ilk isimlerini kullanıyor.”
Yapay zekayı onaylamayan ebeveynlerin aleyhine bir durum varsa, bunun nedeni gerçek çocukları kitaplara yerleştirmek üzere tasarlanmış tam bir yapay zeka hizmetleri ekosisteminin varlığı. Imagitime, StoryWonderBook ve Childbook.ai gibi platformlar e bazı akrabalar, özenle seçilmiş hikâye kitaplarının reklamlarına karşı koyamıyor.
Orta Batı’da yaşayan, 7 ve 3 yaşında iki çocuğu olan 41 yaşındaki bir baba, WIRED’e her iki çocuğunun da bir arkadaşından ya da aile üyesinden yapay zeka tarafından üretilmiş ‘kişiselleştirilmiş’ bir kitap aldığını söyledi. (Hediyeyi verenleri kırmamak için isminin açıklanmasını istemedi.) Bu babaya göre kitaplar pek etkileyici değildi: “Kitaplar o kadar uzun ve laf kalabalığı ki, bir kez okuduktan sonra her iki çocuğum da ‘Tamam, hadi Little Blue Truck’ı okuyalım’ dedi,” diyor ve yazar Alice Schertle’nin en çok satan çocuk kitap serisinin adını veriyor.
O, bu her zaman sevilen hikâyeyle karşılaştırıldığında, hikâye teorik olarak onlar hakkında olsa bile, çocukların yapay zekanın sunduklarından basitçe ‘sıkıldıklarını’ belirtiyor.
Los Angeles’ta yaşayan 40 yaşındaki bir başka baba, kayınvalidesinin sırasıyla 1 ve 3 yaşlarındaki kızı ve oğluna, hangi çocuğun konu edildiği dışında ‘tamamen aynı’ olan Anneler Günü temalı iki hikâye de dahil olmak üzere toplam dört adet ‘slop kitabı’ hediye ettiğini söylüyor. Karısı, annesiyle “bu konuyu gündeme getirmek istemediği” için, aile içindeki konunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmasını istemedi. Yine de, çocukların benzerliklerini ‘çöp kitap makinelerine’ beslemenin ‘ahlaki açıdan kınanması gereken’ bir davranış olduğunu düşünüyor.
Macquarie Üniversitesi Beşeri Bilimler Fakültesi’nde araştırmacı olan ve ‘yapay zeka çocuk kitapları patlaması’na ilişkin bir analiz yayınlayan Daozhi Xu, bu tür bir kişiselleştirmenin ilgiyi garanti etmediğini belirtiyor.
Xu, e-posta yoluyla şöyle açıklıyor: “Çocuklar bir hikâye kitabını sırf kendi adları ya da resimleri hikâyede geçiyor diye sevmezler; kitabı, hikâyenin kendisinin ilginç olması nedeniyle severler.” Önemli olan “karakterler, olay örgüsü ve hayal gücüyle yaratılmış dünyalar”dır. Xu, “İnsanlar tarafından yazılmış kitaplarla karşılaştırıldığında,” diye ekliyor, yapay zeka tarafından üretilen versiyonlarda “genellikle mizah, akılda kalan karakterler ve dramatik gerilim eksik.”
2025 yılının Ocak ayında yayınlanan bir rapora göre, yapay zeka destekli kalitesiz çocuk kitaplarındaki patlama, ABD’deki dördüncü sınıf öğrencilerinin yaklaşık yüzde 40’ının Ulusal Eğitim İlerleme Değerlendirmesi tarafından belirlenen “temel” standardın altında okuma becerisine sahip olmasıyla eşzamanlı olarak gerçekleşiyor. Öte yandan, ebeveynlerin evde çocuklarının okuma sevgisini teşvik etmek için eskisi kadar çaba göstermediklerine dair endişe verici işaretler var. Yayıncı HarperCollins ve veri şirketi Nielsen tarafından geçen yıl yapılan bir anket, “çocuklarına sesli kitap okuyan ebeveyn sayısının tüm zamanların en düşük seviyesinde” olduğunu ortaya koydu; 13 yaşına kadar çocuğu olanların ise yarısından azı bunun kendileri için ‘eğlenceli’ olduğunu belirtti. Z Kuşağı ebeveynleri, okumayı bir zevk kaynağı olmaktan ziyade bir iş olarak görme eğilimindeydi.
Bu okuryazarlık krizinin ortasında, çocukların ihtiyaçlarını karşılayamayan kitaplar durumu daha da kötüleştirebilir.
Şikago’da yaşayan sanatçı ve komedyen Brandon Kirkman, anne babasının 4 yaşındaki kızına, kendisiyle ve 2 yaşındaki kız kardeşiyle birlikte yapmaktan keyif aldıkları etkinlikleri anlatan, yapay zeka tarafından üretilmiş bir kitap hediye ettiğini söylüyor. “Onların niyeti iyiydi, ama vay canına,” diyor ve çocukların hikâyeye olan ilgisinin “bize okumamızı istedikleri diğer kitaplara kıyasla pek uzun sürmediğini” ekliyor.
Xu, araştırmasının, yapay zeka tarafından üretilen çocuk kitaplarındaki teknik eksikliklerin (yazım hataları, tutarsız anlatımlar, resimlerle metin arasındaki uyumsuzluklar) bu kitapların “hem eğitimsel açıdan değerli hem de eğlenceli olmalarını sağlayan nitelikleri sunmakta zorlandıklarını” gösterdiğini belirtiyor. Bu kitapları satın alan büyükanne ve büyükbabalar ile akrabalar, bilişsel ve duygusal gelişimi destekleyen çocuk kitaplarını seçerken “yaşa uygunluğun en önemli kriterlerden biri olduğunun farkında olmayabilirler” diyor.
Büyük bir dil modeli tarafından üretilen çocuk edebiyatının düşük kalitesi, bu eğilimin ortaya çıkardığı tek endişe konusu değil. Xu, ebeveynlerin bu kitaplardan uzak durmasının ‘tamamen haklı’ olmasının bir başka nedeninin, “çocuklarının fotoğraflarının yapay zeka platformlarında nasıl kullanıldığı ve saklandığı” ve potansiyel olarak üçüncü taraflarla paylaşıldığı ya da yapay zeka modellerini eğitmek için kullanıldığına dair şeffaflığın eksikliği olduğunu belirtiyor.
Bu sorular, ailelerin bu ürünlere karşı, 1970’ler ve 1980’ler boyunca televizyonda pazarlanan “Me Books” gibi, geçmiş on yıllarda yaygın olan kişiselleştirilmiş hikâye kitaplarına kıyasla daha fazla endişe duymalarının nedenini açıklayabilir. Mad Libs tarzında, söz konusu yayınevi önceden yazılmış birkaç öyküden birine kişisel bilgileri eklemekle yetiniyordu.
Ne StoryWonderBook ne de Childbook.ai, yorum talebine yanıt verdi. Imagitime, WIRED’e yaptığı açıklamada, kullanıcı verilerinin güvenliğini sağlamak için ‘çeşitli güvenlik önlemleri’ uyguladığını belirtti; bu veriler “yetkisiz üçüncü taraflarla paylaşılmıyor” ve “herhangi bir tanıtım amacıyla ya da yapay zeka eğitimi için kullanılmıyor.” Yayınevinin açıklamasında ayrıca, kitaplarının “sadece yapay zeka tarafından üretilmediğini”, kısmen “yazar ve illüstratörlerden oluşan yaratıcı bir ekip” tarafından düzenlendiği belirtildi.
Çocukları konu alan kitapların yanı sıra, bazı ebeveynler Amazon’da yapay zeka tarafından üretildiği belirtilmeyen kitapları satan satıcılar tarafından dolandırıldıklarından şikayet etmişler; çocuklarının yapay zekanın hatalarıyla dolu bulmacalara ve oyunlara maruz kalmasından rahatsız olmuşlar, ve çocuklara yönelik içeriklerde yapay zekanın estetiğinin yaygınlaşmasından da büyük bir hayal kırıklığı duyuyorlar.
Gerçek çocuk kitapları yazarlarına yönelik tehditten bahsetmeye bile gerek yok. Bu kitapların bazıları pahalı olsa da (örneğin Imagitime’dan bir ciltli kitap 54,99 dolar) StoryWonderBook ve Childbook.ai daha ucuz abonelik modelleri üzerine kurulmuş. İlki, ‘tam sesli anlatım’ ve çevrimiçi hikâye galerisi dahil olmak üzere ayda 20 hikâyeye kadar oluşturulmasına olanak tanıyan 14,99 dolarlık bir aylık plan sunuyor. İkincisi ise ayda 50 kitap oluşturmaya yetecek kadar krediye sahip 24 dolarlık bir aylık premium plana sahip ve bu süre içinde bir adet basılı kitap teslim ediliyor.
İnsanlar tarafından yazılan ve resimlenen bir çocuk kitabını yayınlamanın emek yoğun süreciyle karşılaştırıldığında, bunlar sanal bir montaj hattında yapay zeka destekli kitapları seri olarak üretmek için uygun maliyetli ve verimli araçlar. Bu da, küçük çocuklar (ve bazen ergenler ve hatta yetişkinler) için utanç verici hediyelerden daha büyük bir tehlike söz konusu olduğu anlamına gelir. Çocuk kitabı pazarı bu tür içeriklerle dolup taştı ve influencer’lar bunu kolay bir ek iş olarak tanıttılar.
Ne yazık ki, bu iddia şüphesiz, çocukların özenle hazırlanmış, ilgi çekici bir kitap ile az çaba harcanarak yazılmış, taklitçi bir saçmalık arasındaki farkı fark edemeyecekleri ya da umursamayacakları şeklindeki yanlış varsayımdan besleniyor. İyi haber ise, durumun öyle görünmemesi ve ebeveynlerin buna karşı çıkması.
Bu haber ilk olarak WIRED’da yayınlanmış ve Mahmut Karslıoğlu tarafından İngilizceden çevrilmiştir.
WIRED dergisinde dijital kültürün her yönünü ele alan kıdemli bir yazardır. Daha önce Rolling Stone ve Mel dergilerinde muhabirlik yapmıştır. Ivyland adlı bir romanın ve True False adlı bir öykü derlemesinin yanı sıra, partneri sanatçı Mads Gobbo ile birlikte kaleme aldığı Double Black Diamond adlı kurgu derlemesinin de yazarıdır. Los Angeles’ta yaşamaktadır.