Yapay Zeka Uzaya Çıkacak
NASA’nın Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) tarihinde bir ilk yaşandı. Uzay havacılığı tarihinde bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçen olayda ilk kez bir sağlık sorunu nedeniyle acil tıbbi tahliye operasyonu gerçekleşti. Şimdi ne olacak?
Fotoğraf: peepo / gettyimages
Uzay görevlerinin merkezi olarak kullanılan Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS), 20 yılı aşkın süredir her zaman insan barındırıyordu. Bugüne kadar yapılan ayrılışlar da hep planlı veya teknik arızalar nedeniyle yaşanmıştı. Bu sefer durum değişti ve bir astronotun hayati tehlike arz eden sağlık durumundan ötürü acil tahliye operasyonu ilk kez gerçekleşti.
NASA’nın ISS’te kullandığı teknolojiler sayesinde şimdiye kadarki yaşanan sağlık durumlarında ya uzaktan tedavi gerçekleştirildi ya da acil tıbbi tahliye ihtiyaçları ertelenerek program dışına çıkılmadı.
Ocak 2026’da yaşanan durum ise Crew-11 ekibindeki bir astronotun istasyondaki kitlerle teşhis edilemeyen fakat ani bilinç kaybı ve nörolojik semptomlarla seyreden bir durum yaşamasıyla gelişti. İstasyonda müdahale edilmek istense de cerrahi müdahale imkanı bulunmaması ve mikro yerçekiminin hastalığın seyrini normale göre hızlandırması, NASA’nın acil tahliye protokolünü devreye almasıyla sonuçlandı.
NASA uçuş cerrahlarının onayladığı tahliye süreci istasyona kenetli olan SpaceX Crew Dragon kapsülü ile gerçekleştirildi. Normalde tüm ekibin dönmesi gerekirken durumun aciliyetinden dolayı bir tıp doktoru astronot dahil 4 kişilik mürettebat istasyondan ayrıldı. Standart dönüş prosedürlerinin 6-24 saat sürdüğü belirtilirken, bu vaka için iniş süresi minimize edildi. Kapsül, Florida açıklarına iniş yaparken, tam teşekküllü bir yoğun bakım ünitesi barındıran özel bir kurtarma gemisi, Crew-11 mürettebatını karşıladı.
NASA, SpaceX ile yürütülen bir proje ile 2030’un sonunda veya 2031’in başında uzay istasyonunun yörüngeden çıkışı ve atmosfere yeniden girişini planlıyor. ISS’te ilk kez yaşanan bu durum teknolojinin sorgulanmasına ve uzayda yaşanabilecek daha acil sağlık durumlarında nasıl davranılacağını, daha uzak olan Ay veya Mars yolculuklarında ise ne yapılacağın sorularını akıllara getiriyor. Uzay ve mikro yerçekiminde yaşamanın insanlar, hayvanlar ve bitkiler üzerindeki etkileri geniş kapsamlı olarak ISS’te araştırılıyor. İstasyonda birçok tıbbi ekipman bulunsa da astronotlar tıbbi sorunlarla başa çıkmak üzere eğitilse de istasyonda doktor bulunmaması bir ilke sebep oldu.
Astronotların karşılaşabileceği sağlık sorunları
Uzaya giden astronotların yaşadıkları sağlık sorunları uzayda geçirdikleri zamana göre farklılıklar da gösteriyor. Astronotlar, her ay kemik yoğunluklarının yüzde 1 ila 1,5’ini kaybediyor. Bununla birlikte kas kütlesinin de aynı hızda azalmasıyla iki haftada yaklaşık yüzde 20 oranında kütle kaybı oluşuyor ve güç kaybı yaşanıyor. Bu duruma önlem olarak astronotların her gün en az 2 saat egzersiz yapması öneriliyor. Kas kaybının yaşandığı önemli organlardan biri de kalp. Normalde kütle çekimine karşı çalışarak kan pompalayan kalp, uzayda direnç gerekmediğinden kalp kası zamanla zayıflıyor ve kapasite düşüyor. Bunun sonucunda ise Dünya’ya dönen astronotlar, baş dönmesi veya bayılma gibi sorunlar yaşayabiliyor.

İllüstrasyon: mikkelwilliam / gettyimages
Mikro kütle çekimi etkisi nedeniyle vücuttaki sıvılar da farklı bir şekilde dağılabiliyor. Dünya’da kütle çekimi etkisi kanı çoğunlukla alt kısımda toplarken, uzayda kan kafa ve göğüs bölgesine yöneliyor. Böylelikle astronotların yüzlerinde bir şişkinlik görünebiliyor ve kafa bölgesindeki sıvı birikimi görme bozukluklarına yol açabiliyor.
Karşılaşılan sağlık sorunlarından biri de psikolojik olanlar. Dünya’dan, günlük yaşamından ve en önemlisi çoğunlukla ailesinden uzak kalan astronotlar için uzayda yaşam farklı hal alıyor. İngiltere’nin ilk astronotu Helen Sharman, Dünya’ya 400 km’den bakmak için “Uzayın o enginliğinde kendimi çok önemsiz hissettim. Dünya'yı, bulutların ve okyanusların girdaplarını bu kadar net görmek, inşa ettiğimiz jeopolitik sınırları ve aslında nasıl tamamen birbirimize bağlı olduğumuzu düşünmemi sağladı" diyor.
Astronotların bir günü nasıl geçiyor?
NASA’nın ISS operasyonları için yayınladığı resmi yaşam kılavuzlarına, dokümantasyonlara, astronot anılarına ve güncel bilgilere göre astronotlar için gün sabah 6 gibi başlıyor. ISS saatte yaklaşık 27 bin 700 km hızla hareket ediyor ve dünya etrafındaki bir tam turunu sadece 90-92 dakikada tamamlarken astronotlar, günde 16 kez doğup batan bir güneşe bağlı oldukları uyku tulumlarından çıkarak başlıyorlar.
Duş bulunmayan istasyonda mürettebat için havada süzülmemesi için özel tasarlanmış, durulama gerektirmeyen sabunlu ıslak bezlerle temizlik yapılır. Diş macunu köpüğü tükürülmeyip yutulurken, su damlacıkları havada süzülüp elektronik sistemlere zarar vermemesi için peçetelerle hızlıca silinir.
Kahvaltıda genellikle vakumlu poşetlerde saklanan dondurulmuş gıdalar yer alır. Yerçekimsiz ortamda burun tıkanıklığı fazlaca hissedildiğinden dolayı kahvaltıda bile bolca acı sos ve baharat kullanıldığı da belirtiliyor.
Öğlene kadar ise her astronot, görevlerini yerine getirmekle sorumludur. Kanser araştırmalarından 3D organ basımına kadar birçok deney eş zamanlı yürütülüyor. Ayrıca ISS, Buckingham Sarayı büyüklüğünde bir yer olduğundan dolayı filtrelerin değişimi, yazılım güncellemeleri ve sızıntı kontrolleri günlük olarak gerçekleştirilmektedir.
Öğlen bir araya gelen ekip Dünya’daki kontrol merkezleri olan Houston, Münih ve Moskova’ya bağlanarak günlük durum değerlendirmesi yapmaktadır. Daha sonrasında ise 2.5 saatlik zorunlu spor aktivitesi yapan mürettebat özel koşu bantları ve gelişmiş dirençli egzersiz aletlerinde çalışır.
Gün sonuna doğru astronotlar aileleri ile iletişime geçebilir ve kendilerine zaman ayırabilirler. Bu saatler mental sağlık için önemlidir. Ayrıca NASA, astronotların zaman algısı problemiyle karşılaşmamaları için akıllı ışıklandırma sistemleri kullanarak yapay bir sirkadiyen ritim oluşturuyor.
Uzayda sağlık için alınan önlemler
NASA’nın acil tahliyesinde sağlık sorunu hakkında detay verilmedi. Bu olay sonrası ise ISS’e yapay zeka destekli otonom cerrahi robotların gönderilmesi gündemi hızlandı. Peki, uzay sağlığı için hangi yapay zeka destekli teknolojiler kullanılıyor? Gelecekte bu alanda daha fazla neler geliştirilebilir?
Halihazırda ISS’teki astronotlar için Google ve NASA ortaklığında CMO-DA adında dijital sağlık asistanı geliştiriliyor. Bu asistan, verileri işleyerek tüm vücut için gerekli tanıları yüzde 74 ile yüzde 88 arasında bir doğrulukla koyabiliyor. Ayrıca astronotlar için ultrason yapılabiliyor ve gerçek zamanlı analiz sayesinde astronota probu nereye tutması gerektiğini belirterek anomalinin tespitini kolaylaştırıyor.
Ayrıca astronotlar artık Bio-Monitor gibi akıllı kıyafetler giyiyor. Yapay zeka sistemli bu kıyafetler, anlık sağlık durumlarını analiz ederek bir astronotun henüz semptom göstermeden 48 saat içinde hastalanacağını öngörebiliyor. Bununla birlikte geliştirilen sistemler, istasyondakilerin video günlüklerini ve ses tonlarını analiz ederek depresyon, stres veya tükenmişlik belirtilerini algılayabiliyor.
Uzay geleceğinde farklı gezegenlere de gidilmesi planlandığı için uzay sağlığı tarafındaki gelişmeler hızlandı. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin gelecekte uzay teknolojilerinde önemli bir yere sahip olacağı ve hatta dünyadan uzakta hayati koşulların sağlanması için kilit nokta olacağı tahmin ediliyor.
Sonuç olarak uzay için yıllardır geliştirilen teknolojiler, yetersiz kalmış olabilir. NASA’nın da ilk kez acil bir tıbbi durum nedeniyle tahliye gerçekleştirmesi uzay teknolojilerinde yeni rüzgarlara yelken açılmasına fayda sağlayabilir.
Kendi kurduğu sitelerde finans ve teknoloji içerikleriyle başladığı sektöre WIRED Türkiye editörü olarak devam ediyor. Her şeyi deneyen, vazgeçmeyen girişimci ruh. 4 yıl deneyimli editör. Teknoloji ve bir o kadar da finans meraklısı.
Samet Kelebek
DAHA FAZLASI
Türkiye’nin Uzay SAHA’sı
Samet Kelebek
Astronotlar, Artemis II'de Sıcaklıktan Nasıl Sağ Çıktı?
Çağla Üren
Dünya, Venüs'e Yaşam 'Bulaştırmış' Olabilir
Çağla Üren
Ay'ın Arka Yüzünde Ne Var? Artemis II ile Tarihi Gözlem
Çağla Üren