İnsanlar Her Yıl 338 Kelime Daha Az Konuşuyor
Yeni bir araştırma, insanların günlük hayatta kullandıkları kelime sayısının son 15 yıldır istikrarlı bir şekilde azaldığını ortaya koydu.
İlüstrasyon: Westend61/gettyimages
Kendi kendine ödeme üniteleri, GPS navigasyon sistemleri ve dokunmatik sipariş ekranlarının hayatımızı kuşattığı modern dünyada, yüz yüze iletişimin sessizce yok olduğuna dair bilimsel kanıtlar geliyor. Perspectives on Psychological Science'ta yayımlanan yeni bir araştırma, insanların günlük hayatta kullandıkları kelime sayısının son 15 yıldır istikrarlı bir şekilde azaldığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, her geçen yıl dağarcığımızdan ortalama 338 sözlü kelime eksiliyor.
Tesadüfen ortaya çıkan çarpıcı gerçek
Arizona Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Matthias Mehl, aslında bu araştırmaya bambaşka bir amaçla yola çıkarak başladı. 2007 yılında yayımlanan ve kadınlar ile erkekler arasındaki konuşkanlık farklarını inceleyen makalesini güncel verilerle tekrarlamak isteyen Mehl, beklemediği bir sonuçla karşılaştı.
Missouri-Kansas City Üniversitesi’nden Dr. Valeria Pfeifer ile birlikte 2005-2019 yılları arasında yapılan 22 farklı çalışmayı ve 2 bin 200 katılımcıyı inceleyen Mehl, günlük konuşulan kelime sayısının çarpıcı biçimde düştüğünü gördü. Bulgulara göre, 2007'de bu sayı 15 bin 900'ken 2019'da 12 bin 700’e geriledi.
Dijital Dönüşüm ve 'tesadüfi' sohbetlerin kaybı
Araştırmacılar, bu düşüşün temelinde sadece akıllı telefonlar ve sosyal medyanın olmadığını, toplumsal yapının kökten değiştiğini vurguluyor. Veriler yaş gruplarına göre ayrıldığında, 25 yaş altı gençlerin her yıl ortalama 452 kelime kaybederek en sert düşüşü yaşadığı görülse de, ileri yaştaki yetişkinlerde de yıllık 314 kelimelik bir azalma söz konusu.
Profesör Mehl, bu kaybın 'küçük ve tesadüfi' karşılaşmaların yok olmasından kaynaklandığını belirtiyor. Buna göre bir kasiyere soru sormak, bir yabancıdan yol tarifi almak veya bir komşuyla ayaküstü sohbet etmek artık hayatımızda daha az yer kaplıyor.
Yazışmak konuşmanın yerini tutar mı?
Öte yandan uzmanlar, mesajlaşma ve sosyal medyanın toplam kelime üretimini artırmış olabileceğini de kabul ediyor. Ancak bunun sosyal bir doyum sağlamadığını düşünüyorlar. Mehl, sözlü kelimelerin yazılı metinlerin sunamadığı bir 'varlık', 'tonlama' ve 'kendiliğindenlik' taşıdığını ifade ediyor.
Araştırmada kullanılan verilerin 2019’da sona erdiğine dikkat çeken bilim insanları, pandemi sürecinin bu sosyal kopuşu daha da hızlandırmış olabileceği konusunda endişeli.
"Yalnızlık epidemisi"nin ayak sesleri
Araştırmacının daha önce dikkat çektiği 'yalnızlık epidemisi' ve sosyal bağların zayıflaması sorunu, bu araştırmayla nesnel bir veriye kavuşmuş oldu. Ekibe göre kaybedilen o 338 kelime, sadece tek bir uzun sohbetin eksilmesi anlamına gelmiyor; gün içine yayılmış küçük ama değerli insani temasların birer birer silinmesi anlamına geliyor.
Araştırmacılar bu durumun toplumun ruh sağlığı ve sosyal dokusu için sessiz ama derin bir tehdit oluşturduğu görüşünde.
Üniversitedeyken çeşitli kültür sanat yayınlarında görev aldıktan sonra popüler bilim kitapları çevirmeye başladı. 2019'da dış haber editörlüğü ile medyaya girerek gazetecilik hayatına başladı. Koronavirüs pandemisi mesleki yönelimi için önemli bir dönüm noktası oldu. Pandemiyle birlikte sağlık ve bilim haberciliği, sonrasında teknoloji haberciliği yaparak mesleğine devam etti. Halihazırda çeşitli mecralarda bilim ve teknoloji haberleri/yazıları yazıyor.
Çağla Üren
DAHA FAZLASI
Ekzoskeletonlarla İnsan 2.0
Tülin Açıkbaş
Türkiye Saç Ekim Endüstrisini Nasıl ‘Hack’ledi?
Levent Daşkıran
Atomun Suyla Dansı
Mustafa Orhun Çetin
Türkiye’nin Uzay SAHA’sı
Samet Kelebek