Atomun Suyla Dansı
Türkiye’nin 70 yıllık nükleer rüyası, Akdeniz kıyısında 10 kilometrekarelik dev bir teknoloji ekosistemine dönüşmüş durumda.
Fotoğraf: Adil Bakeev
Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli Mahallesi’nin tepelerinden; Akdeniz, şubat ayının ikircikli havasına rağmen apaçık seriliyor. Engellerin veya bitiş çizgilerinin olmadığı bu manzaranın başlangıcında, Türkiye’nin mega yapılarından Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS)tüm kıyı şeridi boyunca göz alabildiğine uzanıyor. Yaklaşık 10 kilometrekarelik bir alanda inşa edilen Akkuyu NGS’nin kuş bakışı görüntüsü bile büyüklüğünü anlamamıza yetiyor: Oyuncak gibi görünen tırlar, lego maketleri gibi duran ve dünyada sadece (ikisi Akkuyu’da) yedi tane olan dev Liebherr LR13000 vinçler, tek katlı yapıları andıran ama en az 75 metre yüksekliğe çıkan reaktör binaları.
Bu 10 kilometrekarelik alanda binlerce işçi ve uzman hummalı bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Ne de olsa Türkiye’nin 70 yıllık stratejik hedefini; ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS’yi inşa ediyorlar. Nükleer güç santrallerinin geçmişi 1950’lere kadar gidiyor. Ve o zamandan bu yana nükleer enerji tüm hükümetlerin odağında. Şu anda dünyanın elektrik ihtiyacının yüzde 9’u, 31 ülkede işletmede olan 415 nükleer reaktörden sağlanıyor. Türkiye dahil 16 ülkede, 72 yeni reaktörün inşaatı devam ediyor. Fosil yakıt rezervlerinin kritik seviyelere yaklaşması ve iklim değişikliğinin etkileri, hükümetleri nükleer enerjiye biraz daha yaklaştırdı. Türkiye de Akkuyu NGS ile nükleer enerjiye ilişkin ilk adımı attı. Türk yasalarına göre, Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilen santralin sahasına ziyaretçi erişimi, devlet kurumları tarafından düzenleniyor. Güvenlik kontrollerinden geçtikten sonra girdiğimiz tesiste, sahadaki herkesin işini çok ciddiye aldığını gözlemledik. Bu dikkat, nükleer bir tesiste olduğunuzu bir an bile unutturmayacak seviyede. Akkuyu NGS’yi mevcut nükleer güç santrallerinden ayıran pek çok yeni teknolojik özellik var. Ancak akşam saatlerinde Akdeniz’de batan güneşin oluşturduğu manzara, ismini Türkçe ‘temiz kaynak’ anlamına gelen Akkuyu’dan alan projeyi, dünyanın en güzel manzaralı nükleer tesislerinden birine dönüştürüyor.
Santrale kuş bakışı bakıldığında 4 ünitenin inşasının aynı anda sürdüğünü görmek mümkün. 560 bina ve yapıyı barındıracak olan tesisin en göz alıcı yeri ise nükleer yakıtın bulunduğu bina. 3+ nesil 4 adet VVER-1200 tipi nükleer reaktörün inşa edildiği santralin ilk ünitesi büyük oranda tamamlandı ve kubbesi de kapalı. Projenin inşası, nükleer enerji alanında dünyanın önde gelen kuruluşlarından biri olan Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından yürütülüyor. Akkuyu Nükleer A.Ş. (Akkuyu NGS projesinin hayata geçirilmesi amacıyla kurulan proje şirketi) Genel Müdürü Sergei Butckikh, bugün dünyada Akkuyu NGS’de kullanılan VVER 1200 tipi reaktörlere sahip toplam altı güç ünitesinin faaliyette olduğunu söylüyor. Faal reaktörlerin yüzde 70’i basınçlı tip su reaktörü (PWR) teknolojisine dayanıyor. Bunlar Rusya’daki nükleer enerji üretiminin de yüzde 50’sinden fazlasını sağlıyor.
Rosatom’un bayrak taşıyıcı ürünü olan su soğutmalı, su yavaşlatıcılı VVER-1200 reaktörü, Butckikh’in verdiği bilgiye göre, basınçlı tip su reaktörlerinden (PWR) farklı olarak suların birbirine karışmadığı çift döngülü bir sisteme sahip. Bu sistemde devreler doğrudan bağlı değil. Yani reaktörün içindeki su, buhar jeneratöründeki su ile karışmıyor ve ısı enerjisi, ısı değişim yüzeyi aracılığıyla aktarılıyor. Bu sistem yüksek güvenlik (aktif ve pasif) vadediyor. VVER-1200 tipi reaktörlerde kontrol ve koruma sistemi gibi, tam bir elektrik kesintisinde bile 72 saat boyunca fonksiyonunu yerine getirecek acil durum çekirdek soğutma sistemleri mevcut. Önemli pasif güvenlik sistemlerinden biri, reaktör basınç kabının altındaki kor tutucu. Rus bilim insanlarının geliştirdiği 144 ton ağırlığındaki kor tutucuya ‘erimiş yakıtı hapsetme düzeneği’ de deniyor. Bu sistem, normal koşullar dışında olağan dışı bir durumda eriyiği soğutup radyoaktivitesi azalana kadar güvenli bir şekilde tutarak güvenliği sağlıyor. Radyoaktivitenin çevreye karışma ihtimali engelleniyor.
Akkuyu NGS’de, Fukuşima kazasının nedenleri dikkate alınarak tasarım, teknik ve organizasyonel önlemler alındı. Butckikh’in verdiği bilgilere göre, aktif güvenlik sistemleri ile bunları destekleyen pasif güvenlik sistemlerinin bir arada kullanılması, santralin tsunami, kasırga ve 9 büyüklüğüne kadar depremler gibi dış etkilere hatta bu etkilerin aynı anda ortaya çıktığı durumlara karşı yüksek dayanıklılık göstermesini sağlıyor.
İnşaatından tüm operasyon süreçlerine kadar yüksek güvenlik ve doğal olarak yüksek teknoloji içeren bu mega yapı Türk şirketleri için de büyük bir ‘bilgi birikimi’ getiriyor. 2013’te ön hazırlıklarına ve altyapı çalışmalarına başlanan Akkuyu, çevresinde dev bir ekosistem inşa etti. Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacağı öngörülen santral için Türkiye’nin NGS’ye yönelik üretim ve iş süreçlerinde yerlileşmeyi sağlama politikası çerçevesinde yaklaşık 2 bin Türk şirketi ürün tedariği ve hizmet sağlıyor. Toplam değeri yaklaşık 12 milyar doları bulan sözleşmelerin hayata geçirildiğini ya da imza sürecinde olduğunu belirten Butckikh, “Akkuyu; sanayi, inşaat, standardizasyon ve eğitim başta olmak üzere pek çok alana yayılan etkisiyle yalnızca bir enerji yatırımı değil, geniş bir ekosistemi harekete geçiren stratejik bir dönüşüm projesi. Çoğu Türk tedarikçi için üretim kültürünü ve kalite yönetimi anlayışını geliştiren itici bir güç görevi gören projeyle bu şirketler, nükleer sektörün uluslararası standartlarına uygun çalışma deneyimi kazanıyor; teknolojik yetkinliklerini geliştiriyor ve birikimleriyle yeni pazarlara açılma fırsatı yakalıyor” diyor.
Akkuyu NGS, Türkiye için 70 yıllık bir hayalin somutlaşmış hali. Akkuyu sahasının lisansı 1976’da yani tam 50 yıl önce alındı. Sonrasında defalarca ihaleye çıkılmasına rağmen sonuç alınamadı. Dolayısıyla bu sene, hedeflendiği gibi Akkuyu NGS’nin 1. ünitesinin işletmeye alınmasına yönelik hazırlıkların büyük ölçüde tamamlanması ülke açısından tarihi bir gelişme olacak.
Teknoloji, enerji ve sürdürülebilirlik konularında uzman. Dijital kültür ve yüksek saatçiliğe meraklı. Teknolojiyi yalnızca ürünler ve trendler üzerinden değil, kültür, ekonomi, tasarım ve gelecek öngörüsüyle incelemeyi seviyor.
Mustafa Orhun Çetin
DAHA FAZLASI
Yapay Zekayı Nükleer mi Doyuracak?
E. Can Özer
Yapay Zekaya Elektrik Dayanmıyor
Arda Aşık
Akıllı Şehirde Enerji İkramı
Samet Kelebek
Beyaz Kıtada Türk Varlığı
E. Can Özer