E. Can Özer
Savunma Teknolojileri
26 Mart 2026 12:30

İlk Büyük Yapay Zeka Savaşı mı Yaşanıyor?

Palantir CTO’su Shyam Sankar’a göre, ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş, modern askeri tarihin en keskin kırılma noktasını temsil ediyor. Yapay zeka teknolojilerinin destekleme aracı olmaktan çıkarak hedef belirleme ve uygulama sürecini tehlikeli bir hıza ulaştırması, gelecek için yıkıcı bir inovasyon sürecini işaret ediyor.

İlk Büyük Yapay Zeka Savaşı mı Yaşanıyor?

Fotoğraf: Ulstein Bild / gettyimages

Bloomberg'e konuşan Palantir CTO’su Shyam Sankar, dünya kamuoyuna soğukkanlı ama sarsıcı bir tespitte bulundu: "İnsanlar gelecekte bu döneme bakacak ve bunu yapay zeka tarafından yönetilen ve büyütülen ilk büyük ölçekli muharebe operasyonu olarak tanımlayacak.”


Sankar’ın bahsettiği, ABD ve İsrail’in şubat sonu ve mart başında İran’a karşı başlattığı Epic Fury (Destansı Öfke) olarak adlandırılan saldırılar dizisi. Bu şiddetli çatışma, jeopolitik dengeleri değiştirirken teknolojinin savaş alanındaki meşruiyetini ve hızını da yeniden tanımlıyor.


Bilindiği üzere Palantir, Ocak 2024’te İsrail Savunma Bakanlığı ile yapay zekanın doğrudan operasyonel süreçlere dahil edilmesini kapsayan bir dizi anlaşmaya imza atmıştı. Bu anlaşma kapsamında Palantir'in AIP (Artificial Intelligence Platform) ve Gotham yazılımları; uydu görüntüleri, sinyal istihbaratı ve açık kaynaklı verileri birleştirip analiz ederek normalde saatler süren hedef belirleme sürecini bir dakikanın altına indiriyor. Fakat bu ‘hız kabiliyeti’ tartışmaları da beraberinde getiriyor. Tahran yönetimi, yine Palantir’in kullandığı Maven Smart System (MSS)’in sivil yerleşim yerlerini (örneğin Mart 2026'daki kız okulu saldırısı) hedef almasını, Batı'nın yapay zekayı ‘sorumsuz ve denetimsiz’ kullandığının kanıtı olarak savunuyor. AI destekli bu tip yazılımların ‘yanlış veriyle hedefi vurma’ tehlikesinin bir kez daha gündeme getirilmesiyle ilgili olarak Sankar, her ne kadar sistemin sadece ‘karar vericiye veri sunduğunu’ savunsa da, sistemin hızı insan denetimini sembolik bir ‘onay mekanizmasına’ indirgeme riski taşıyor.


Ayrıca İran Devrim Muhafızları (IRGC), Maven sistemini destekleyen teknoloji şirketlerini (Palantir, Microsoft, Amazon, Nvidia, Google) ‘İsrail ve ABD'nin suç ortağı’ olarak tanımlamış ve bu şirketlerin bölgedeki veri merkezlerini meşru askeri hedefler listesine almış durumda.


Daha önce de ABD Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilen uydu tabanlı bir navigasyon ve zamanlama sistemi olan GPS (Küresel Konumlandırma Sistemi) 1991 Körfez Savaşı sonrasında Tomahawk (Blok III) gibi füzelerle operasyonel hale gelmişti. Bu tarihten itibaren ise uçak sensör taretleri ve podları ile birleşen hassas güdümlü mühimmatlarla birlikte ölçek olarak daha küçük ve daha etkili silahların doğmasına neden olmuştu. Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu dönemde ABD’nin küresel etkinliğinde bu mobilizasyon kabiliyeti önemli bir etken oldu. Bu teknolojik tekel, Rusya'nın GLONASS, Avrupa'nın Galileo ve Çin'in BeiDou gibi alternatif uydu sistemlerini geliştirmesinin de ana sebebi. Bugün de küresel güçler kendi 'egemen yapay zeka cephaneliklerini' inşa etmek için bir yarış içinde.



AI Teknolojileri ‘Demokrasi Cephaneliğini’ Yeniden İnşa Ediyor

Orijinal olarak Franklin D. Roosevelt tarafından 1940 yılında kullanılan bu terim, Amerikan sanayisinin Nazizm ve faşizme karşı müttefikler için devasa bir silah üretim ve destekleme merkezine dönüşmesini ifade ediyordu. Roosevelt bu kararı açıklarken, ‘savaşın gidişatını değiştirecek gücün Amerikan ordusundan ziyade Amerikan sanayi üretimi ve Amerikan halkının fedakarlığında olduğunu’ vurgulamıştı. Bu ‘barışçıl ve güvenli’ gerekçelendirme, bugün de teknoloji direktörü Shyam Sankar’ın kurduğu bir başka anlatıyla karşımıza çıkıyor. Fakat Sankar kendini çok daha net ve dolaysız ifade etmeyi tercih ediyor. Geçtiğimiz günlerde yayımlanan Mobilize: How to Reboot the American Industrial Base and Stop World War III adlı kitabı, Roosevelt’in ‘Arsenal of Democracy’ kavramını modern teknolojiyle birleştirmeyi öneriyor. Sankar’a göre, eğer Batı dünyası kendi değerlerini korumak istiyorsa, yapay zekayı bir ‘yazılım fabrikası’ gibi kullanmalı ve müttefiklerine bu dijital üstünlüğü sağlamalıdır.



Yıkıcı İnovasyonların Zamanı

Günümüzde savaş konsepti artık bir donanım yarışı olmaktan çıkıp bir yazılım ve veri işleme-uygulama hızı yarışına dönüşüyor. Eskiden bir jetin motor gücü tartışılırken, bugün o jetin hedefi tespit eden algoritmasının ‘hata payı’ ve ‘eğitim verisi’ birincil savunma parametresi haline geliyor.


Nihayetinde bu durum, savunma sanayisindeki geleneksel devlerin (Lockheed Martin, Boeing vs.) yerini Palantir, Anduril ve Hadrian gibi yazılım ve yapay zeka öncelikli şirketlere bırakacağı bir 'yıkıcı inovasyon' sürecini tetikleyebilir. Sonuç olarak, 2026 yılındaki bu çatışma ortamı, savaşın sadece bir toprak mücadelesi değil, aynı zamanda bir ‘veri tahakkümü’ mücadelesi olduğunu kanıtlıyor. Bu yeni nesil savaşlarda, sistemin ‘kod hatası’ sivillerin hayatı olurken, her bir ‘sistem güncellemesi’ ise küresel güç dengelerini yeniden yazacak kadar radikal. Bu hıza uyum sağlayamayan ordular, tarihin tozlu sayfalarında birer ‘statik hedef’ olarak kalmaya mahkum mu olacak, zaman gösterecek.

DAHA FAZLASI

Türkiye’nin Uzay SAHA’sı

İnsanlığın en gizemlilerinden ve hala çözülemeyenlerinden. Sürekli yeni bir keşif yapılsa da uzay, gizemini ve derinliğini koruyor. Türkiye de buradaki adımlarını genişletiyor ve uzay teknolojilerini, uzay misyonunu geliştiriyor

Samet Kelebek

Savaşın Teknolojik Genetiği

Savaşlar, paradoksal olarak insanlık tarihinin en karanlık ama en yaratıcı laboratuvarları olmuştur. Bir icat ya da inovasyon bazen bir imparatorluğun yükselişi, bazen de koca bir çağın kapanışıdır.

E. Can Özer

Bayram Değil Seyran Değil: OpenAI Orduyla Çalışıyor

Pentagon’la yapılan anlaşma, NATO ile yürütülen görüşmeler ve rakip AI şirketleriyle yaşanan krizler… Son birkaç hafta, yapay zeka şirketlerinin askeri kurumlarla ilişkisini kökten değiştirdi. OpenAI’ın savunma dünyasına yönelmesi yalnızca bir ticari karar değil; küresel AI rekabetinin yeni bir aşaması olabilir.

Arda Aşık