Hafızayı Görmek Mümkün mü?
Türk fotoğrafçı ve belgesel yapımcısı Sevde Tunç yeni hafıza ve göç temalarını işlediği yeni çalışmalarını Hafızayı Görmek başlığı altında Amerika Birleşik Devletleri’nde özel bir gösterimle seyirciye sundu.
Hafızayı Görmek Mümkün mü: Sevde Tunç
Sevde Tunç, son projesi 'Hafızayı Görmek'ten önce de disiplinler arası çalışmalarıyla bilinen bir sanatçı. Toplumsal bellek ve kültürü sivil toplumun sesiyle birleştiren çalışmaları daha önce de ses getirmişti.
Tunç, bu son çalışmasından önce Sivil Sayfalar platformunda iklim krizi, ekolojik dönüşüm ve insan hakkı olarak habercilik meseleleri üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Tunç, İKSV bünyesinde hazırladığı toplumsal farkındalık odaklı podcast serileri de kültürel hafızaya önemli katkılarda bulunmuştu.
Belgesel yönetmen ve yapımcılığı, fotoğrafçılık ve içerik üreticiliğini sivil toplumun dönüştürücü gücüyle harmanlayan Sevde Tunç ‘Hafızayı Görmek’ ile toplumun farklı kesimlerinin toplumsal bellekte sahip olduğu yer üzerine derinlikli bir keşfe çıkıyor.
Columbia Üniversitesi ve New York Eyaleti’ndeki Alfred State College (SUNY)’de Hafızayı Görmek başlığıyla düzenlenen özel gösterim, söyleşi ve etkinliklerde Tunç’un iki belgeseli akademik çevreyle buluştu.
Bir Başka Köy ve Mübadil Romanlar, adlı iki belgeselin gösterildiği etkinliklerde belgesellerin ayırt edici noktası ise yalnızca sözel anlatılara dayanmaması. Ses, görüntü ve gündelik yaşam pratiklerinin odağa alındığı bu belgeseller multimedya belgesel türünün önemli örnekleri olarak gösteriliyor.
Multimedya belgesel nedir?
Bu belgesel türü etkileşimli belgesel olarak da geçiyor. Bugünden baktığımızda aslında çoğu belgeseller bu formata dönüşmüş durumda. Bir belgeseli izlerken etkileşimli seçenekler görüyorsanız, belgeselin içinde bilgi içerikli tablolar ve grafikler görüyorsanız bu multimedya bir belgeseldir. Bunu yaparken izleyiciyi pasif konumdan olabildiğince çıkarıp etkileşime girmeye teşvik etmek amaçlanıyor. Bunun için de geleneksel doğrusal video anlatısının metin, ses, infografik, hareketli görüntü, harita gibi unsurlarla aşılması hedefleniyor.
Bir Başka Köy ve Mübadil Romanlar ne anlatıyor?
Tunç’un multimedya belgesel projesi olarak duyurduğu Mübadil Romanlar 1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesiyle bu topraklara gelen Roman ailelerin torunlarını merkeze alıyor. Bilindiği üzere mübadele sürecindeki kriter din olarak belirlendiği için, devletlerarası anlaşma gereği bugünkü Yunanistan coğrafyasında bulunan Müslüman topluluklar da bugünkü Trakya ve Anadolu topraklarına göç etmek zorunda bırakıldılar. Bu nüfus değişiminin Roman toplumu üzerindeki etkilerini ele alan belgesel, bu toplulukların kimlik mücadelesini, yaşadıkları aidiyet sorunlarını ve 'toprağın kovduğu insanlar' olarak nitelendirilen az bilinen hikayelerini gün yüzüne çıkarıyor.
Bir Başka Köy ise kırsalda geçen bir kadın hikayesine odağına alıyor. Gündelik yaşamın içindeki kolektif üretim ilişkileri üzerinden ekolojik bir yaşamdaki dayanışma pratikleri konu ediliyor. Bilecik’in Kurşunlu köyünde yaşayan Bedriye Berber Engin’in arkadaşlarıyla birlikte oluşturduğu eko turizme dayalı dayanışma ağı, gözlemci bir yönetmen bakışıyla ele alınıyor. Tunç, yaptığı işlerdeki üretim pratiğini şu sözlerle özetledi:
“Belgesel sanatçısı olarak kadınların, doğanın ve toplumların hafızasını görünür kılan hikâyeler anlatıyorum. Benim için bellek geçmişte kalan bir şey değil; göçle birlikte sürekli yeniden kurulan ve bugünü şekillendiren yaşayan bir alan.”
Tunç, Amerika Birleşik Devletleri’nde Women Storytellers adıyla farklı coğrafya ve kültürlerden belgesel film, fotoğraf ve sözlü kültürü bir araya getiren çalışmalarına devam ediyor.
DAHA FAZLASI
Gelenek mi Yapay Zeka mı?
Tolga Ra
Bauhaus Ekolünün Mirası Nerede Yaşıyor?
E. Can Özer
NotebookLM'den Sinematik Devrim
E. Can Özer