Ateş Atı Nasıl Bir Yol İzleyecek?
Çin takviminde 2026, hızın, cesaretin ve dizginlenmesi zor bir enerjinin sembolü olan Ateş Atı yılı. Pekin de bu sembolün ruhuna uygun biçimde yapay zekadan çipe, kritik minerallerden küresel diplomasiye uzanan geniş bir hatta kendi yolunu açmaya çalışıyor. Bu koşu bütün dünyayı etkileyecek yeni bir güç mücadelesine dönüşecek mi?
Fotoğraf: Hans Eiskonen, Andrey Soldatov, Unsplash. Edit: MOÇ
60 yılda bir gelen, doğasında hız, bağımsızlık, cesaret ve dizginlenmesi zor bir enerji taşıyan Ateş Ayı yılı 2026 şubat ayıyla birlikte başladı. Çin için takvimler ve semboller önemli. Dünya çapında bu takvimlerde yılları temsil eden canlılar pekçok ürüne de ilham oluyor. Hayatların dahi bu canlıların taşıdığı anlamla şekillendiği düşünülüyor. Ateş Atı’nın sahip olduğu özellikler Çin’in siyasetini, gelişimi ve ikili ilişkilerine yön verebilir. Keza bu metafor altında yoğun ve hızlı bir değişim de bekleniyor. The Guardian değerlendirmesine göre bu değişim yükselmiş enerjinin akıllıca yönetilmesi gereken bir dönemle birlikte gelebilir.
ABD’de başkanlık koltuğuna oturduktan sonra Çin Devlet Başkanı Xi ile Çin’de bir araya gelen Trump’ın hamlesi değişim temsili konusunda da önemli bir örnek. Başkanlık düzeyinde en son yaklaşık dokuz sene önce gerçekleştirilen görüşme küresel çapta gündemi bir hayli tuttu. Uzun bir süredir, Trump’ın ilk döneminde alınan kararlar sonrası iki ülke arasında ticarette teknolojik ürün ve hizmet konusunda kısıtlamalar hakimdi. Bu görüşme ile beklentiler sorunların çözüme kavuşacağı yönündeydi. Nitekim özellikle yapay zeka teknolojisinin gelişiminde önemli olan ekran kartı ve çipler konusunda bir gevşeme yaşandı. Yaşandı ama bu defa da Çin gevşemeyle birlikte satın alabileceği bu teknolojilere mesafeli görünüyor. Çünkü çoğu zaman ortaya çıkan sonuç burada da kendini göstererek engellemeler ile gelen gelişim şu anda bu kararı alma konusunda özgürlük sağlıyor.
Çin’in 2026 politikalarına bakınca Ateş Atı’nın sembolleri neredeyse fazla yerli yerine oturuyor. Pekin de tıpkı Ateş Atı gibi hızlanmak istiyor. Kendi kulvarını açmak, dış baskılara karşı daha dayanıklı olmak, teknolojide bağımsızlığını büyütmek ve küresel sahnede daha görünür, daha proaktif bir güç olmayı hedefliyor. Pekin yönetimi ‘dünyanın fabrikası’ olmanın yanında çipten yapay zekaya, kuantumdan 6G’ye, biyoteknolojiden akıllı üretime kadar yeni ekonominin ana damarlarında daha fazla söz sahibi olmak istiyor. 2026 Hükümet Çalışma Raporu’nda AI Plus girişiminin genişletileceği, yeni nesil akıllı terminallerin ve AI agent’ların hızla uygulanacağı, yapay zekanın kilit sektörlerde büyük ölçekli ticari kullanımının destekleneceği belirtiliyor. Rapor, açık kaynak yapay zeka ekosistemini, yüksek ölçekli akıllı hesaplama kümelerini, veri kaynaklarının üretim faktörü olarak geliştirilmesini ve AI yönetişimini de bu planın bir parçası olarak görüyor.
‘Hız’ sembolü, doğrudan sanayi politikasına dönüştüren Çin, yapay zekayı teknoloji şirketlerinin meselesi olarak ele almıyor. Fabrikaya, otomobile, sağlığa, lojistiğe, savunmaya, kamu yönetimine ve tüketici hizmetlerine yerleştirmek istiyor. WIRED’ın Made in China serisinde ele aldığı Çin’in yapay zeka hamlesine dair analizinde dikkat çektiği gibi Pekin’in AI gündemi ile Trump yönetiminin AI yaklaşımı karşılaştırıldığında rollerin yer yer değiştiği görülüyor: Çin, bir dönem dışarıdan daha kapalı ve kontrollü görünen sistemini, şimdi küresel yapay zeka yarışında daha kurucu bir pozisyona taşımaya çalışıyor.
Bu hızın arkasında teknoloji tutkusunun yanında güvenlik kaygısı da var. Çin, çipte, yazılımda, ileri malzemede, kritik minerallerde ve üretim altyapısında dışarıya bağımlı kalmanın siyasi maliyetini gördü. ABD’nin tarifeleri, ihracat kontrolleri ve teknoloji kısıtlamaları Pekin’e küresel ekonomide büyük olmanın yetmediğini kritik noktalarda başkasının karar verme mekanizmasına bağlı kalmamın zorluğunu gösterdi. Aslında hikayeyi bu takvime bağlamak istediğimizde bu defa Ateş Atı’nın bağımsızlık duygusuna eşleşeyebiliz. Kendi yolunu çizmek, kendi teknolojik kasını büyütmek, kendi pazarını daha iyi çalıştırmak ve Batı’nın baskılarına karşı daha kalın bir ekonomik deri geliştirmek. Bu kapsamda Türkiye olarak kendi ülkemizin geliştirdiği teknoloji, savunma ve enerji alanında atılan adımlarla da anlayabiliyor ve empati kurabiliyoruz.
Gelelim Trump-Xi görüşmelerine… Tablonun dış politika ayağı bu görüşmelerle oluşuyor. Hatta bu yazı yazıldığı anlarda Çin şu anda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i de ağırlıyor. Yani tablo giderek büyüyor. İki liderin Pekin’deki zirvesi dünyaya büyük bir barış hikayesi sunmadı. Yine de mesaj verdi: ABD ve Çin birbirini geriletmek istiyor ama tamamen kopmayı da göze alamıyor. Çünkü bu ilişki sdece onları etkilemiyor. Tarımdan enerjiye, çipten nadir toprak elementlerine, otomotivden finansal piyasalara kadar bütün küresel sistem bu hattın içinden geçiyor. Al Jazeera haberine göre Xi Jinping’in görüşmede, “Karşılıklı saygı istikrarlı Çin-ABD ilişkilerinin anahtarıdır” demesi ve 2026’yı Çin-ABD ilişkileri için ‘tarihi ve dönüm noktası niteliğinde’ bir yıl yapma çağrısı bu yüzden diplomatik bir nezaket cümlesi değil. Eşit seviyede konuşmalara açık olduğunu gösteren bir söylem.
Trump her zamanki gibi ticaret yani para üzerine konuşmalar ile konuyu daha çok anlaşmalar, alımlar ve pazarlıklar üzerinden ilerletiyor. Reuters’ın aktardığına göre IMF, Trump-Xi görüşmesinden sonra dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki yapıcı diyaloğu olumlu olarak değerlendirdi. IMF Sözcüsü Julie Kozack, ticaret gerilimini ve belirsizliği azaltacak her adımın hem iki ekonomi hem de küresel ekonomi için iyi olduğunu söyledi. Aynı haberde, görüşmelerde Boeing uçakları, enerji ve tarım ürünleri alımları ile stratejik olmayan sektörler için ticaret ve yatırım organlarının kurulmasının gündeme geldiği aktarıldı.
Ekonomik gerilimi düşüren olumlu bir görüşme olarak tanımlansa da iki ülke açısından sorunlu konular var. İran, Tayvan, teknoloji üzerindeki ambargolar… Guardian haberinde de zirvenin istikrar vaadi ve siyasi gösteri açısından zengin, fakat İran, Tayvan ve yapay zeka gibi büyük başlıklarda somut ilerleme açısından zayıf kaldığı vurgulanıyor.
Enerji yüksek, tempo hızlı, görüntü güçlü ama risk de aynı ölçüde büyük. İşte karşısınızda tüm kaslarıyla Çin ve Ateş Atı. Xi, Tayvan meselesinin yanlış yönetilmesinin Çin ve ABD’yi çatışmalara ve hatta daha açık ihtilaflara sürükleyebileceği uyarısında bulunduğu belirtiliyor. Pekin bir yandan gücünü göstermek, diğer yandan bu gösterinin kontrolden çıkmasını istemiyor.
Çin’in 2026’daki uygulamalarına üç kulvardan bakalım: hızlanma, dayanıklılık ve pazarlık. Hızlanma, yapay zeka ve ileri sanayi tarafında görülüyor. Çin, AI Plus ile yapay zekayı ekonominin içine yaymak, akıllı üretimi güçlendirmek, veri altyapısını büyütmek ve 6G, embodied AI, kuantum teknolojisi, beyin-bilgisayar arayüzleri gibi alanlarda erken pozisyon almak istiyor. Hükümet raporunda da bu açıkça yazıyor: “Bilim ve teknolojide daha fazla öz yeterlilik ve güç kazanılmalı.”
Dayanıklılık, dış baskılara karşı kurulan ekonomik savunma hattını betimliyor. Çin, iç pazarını daha güçlü çalıştırmak, yerli teknolojiyi büyütmek ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlıkları kendi lehine çevirmek istiyor. Bu sayede gümrük vergisi, yaptırım, çip kısıtlaması ya da pazar daralması dalgalarında yıkılmadan kalmayı hedefliyor.
Pazarlık ise Trump-Xi hattında karşımıza çıkıyor. Çin artık masaya ‘üretici ülke’ olarak oturmuyor. Kritik mineraller, batarya zinciri, elektrikli araç kapasitesi, güneş paneli üretimi, büyük iç pazar, Kuşak ve Yol bağlantıları (Bu bağlantılarda Türkiye büyük bir role sahip) ve geliştirdiği ilişkilerle daha geniş bir kaldıraç setine sahip. ABD’nin elinde ise dolar sistemi, ileri çip teknolojileri, finansal güç, askeri ağ ve müttefik mimarisi var. 2026’nın küresel dengesi bu iki gücün birbirini tamamen yenemediği ama birbirinin alanını sürekli daraltmaya çalıştığı bir zeminde kuruluyor. Çin, Ateş Atı’nın temsil ettiği değerleri teknolojiye, sanayiye ve diplomasiye taşıyor. Kendi kendine yeten, kritik teknolojilerde daha az bağımlı, küresel masada daha pazarlıkçı ve daha görünür bir Çin vizyonu kuruyor.
Teknoloji, enerji ve sürdürülebilirlik konularında uzman. Dijital kültür ve yüksek saatçiliğe meraklı. Teknolojiyi yalnızca ürünler ve trendler üzerinden değil, kültür, ekonomi, tasarım ve gelecek öngörüsüyle incelemeyi seviyor.
Mustafa Orhun Çetin
DAHA FAZLASI
Satoshi’yi Buldunuz mu? Kanıtları Görelim
Steven Levy
Kriptonun Kabusu Kuantum Bilgisayarlar
Arda Aşık
OpenAI, İlk Kez Bireysel Yatırımcılara Döndü
Samet Kelebek
Zuckerberg’ten 80 Milyar Dolarlık ‘Game Over’
E. Can Özer