Primetime, Pedofil Avına Çıkanların Egolarını Açığa Çıkarıyor
Lance Oppenheim’ın yeni filmi Chris Hansen’ı bir kahraman olarak göstermiyor. To Catch a Predator sunucusunun gerçek hayattaki taklitçileri ise ondan daha da pervasız.
Primetime filminden bir kare. Görsel: A24'ün izniyle.
Çocukları cinsel amaçla hedef alan kişiler, toplumun en çok nefret ettiği kesim sayılabilir.
Bu nedenle eski NBC Dateline gazetecisi ve To Catch a Predator sunucusu Chris Hansen gibi biri onları kamuoyu önünde ifşa etmeye karar verdiğinde doğal olarak kahraman diye övülüyor.
Ancak Lance Oppenheim’ın, programın en popüler olduğu dönemde Hansen’ın hayatından dramatize edilmiş bir kesit sunan Primetime filminde görüldüğü üzere, işler o kadar basit değil. Kötü olduğu iddia edilen kişileri seyirlik bir eğlence için ifşa etmek, pek çok etik soruyu ve öngörülmeyen sonucu beraberinde getiriyor. Bu tuzak operasyonlarını düzenleyenlerin çoğu kamu yararına çalıştığını söylese de işin içine şöhret ve para girdiğinde niyetleri çok daha şüpheli hale geliyor.
To Catch a Predator 2004’te yayına başladı. Programda Hansen’ın ekibi, sivil gözetim grubu Perverted Justice ile birlikte çalışıyordu. Çocuk kimliğine bürünen yetişkinler, internetteki sohbet odalarında ve özel mesajlarda erkeklerle yazışıyordu. Yazışmalar cinsel içerik kazanınca ekip bir tuzak kuruyor, erkekleri çocuk sandıkları kişiyle buluşmaları için bir eve davet ediyordu. Fakat evde karşılarına Hansen çıkıyor ve meşhur “Oturun şöyle” sözünü söylüyordu. Erkekler kamera karşısında röportaj vermek üzere oturmak yerine teknik olarak evden ayrılmakta serbestti. Ancak çoğu zaman dışarıda onları gözaltına almak için bekleyen polisler vardı.
NBC’nin orijinal seriyi yayımlamayı 2007’de bırakmasına rağmen programın tutkulu hayran kitlesi bugün hala etkin. Haftada 52 bin ziyaretçi alan r/tcap gibi subreddit’ler bunun örneklerinden biri.
A24 yapımı, 25 Eylül’de sinemalarda gösterime giren, karanlık tonlu karakter incelemesi Primetime’da Hansen’ın (Robert Pattinson) gördüğü övgülerden hoşlandığı ve daha fazlasını istediği açık. Bunun neden önemli olduğunu anlamayan iki küçük oğluna, televizyonun en çok izlenen saatlerinde ekrana çıkacağını söyleyerek övünüyor. Programın “hiç Emmy kazanmadığından ya da hak ettiği önemi görmediğinden” yakınıyor. Bir uçak yolculuğunda Hansen’ı tanıyan hayranı kan dökme hevesine kapılıp sunucuya ifşa ettiği kişilerin hiç ‘kanını akıtmak’ isteyip istemediğini soruyor. Hansen gülümseyerek, onları ülke çapında televizyonda rezil ederek “biraz daha kötüsünü” yaptığını kabul ediyor.
Gerçek hayatta Hansen, çocukları cinsel amaçla hedef aldığı iddia edilen kişilere yönelik araştırmalarını sürdürdüğü yayın platformu Trublu’nun Kasım 2022’deki kurucuları arasında yer aldı. Fakat bugün bu işi yapan tek kişi olmaktan çok uzak. Çalışmaları, YouTube, Kick ve Facebook gibi sosyal medya ve yayın platformlarında ilgi gören taklitçilere ilham verdi. Bu gruplar ve kişiler büyük ölçüde dağınık biçimde faaliyet gösterdiğinden sayılarını takip etmek zor. Yine de Washington Post’un 2022’deki araştırması ABD’de en az 160’ını tespit etti. Bu operasyonları yürütenler, kısmen viral olma arzusuyla hareket ettikleri için daha pervasız sayılabilir.
Onlardan biri olan ve Skeet Hansen adını kullanan kişi, Dateline programını konu alan 2025 yapımı MTV belgeseli Predators’ta yer aldı. David Osit’in yönettiği filmde Skeet Hansen, bu hareketin aldığı eleştirilere şöyle yanıt veriyor: “Cinayet çözüp karşılığında para almayan dedektif yoktur. Öyleyse ben neden orijinal program gibi bu adamları yakalayıp insanların eğlenmesi için içerik üreterek para kazanamayayım?”
Bu savunmadaki pek çok sorundan biri, söz konusu avcıların profesyonel soruşturmacı olmaması. Bazen de yanlış kişiyi hedef alıyorlar.
YouTuber ve Kick yayıncısı Vitaly Zdorovetskiy, Hint kökenli bir adamı herkesin önünde haksız yere sıkıştırmasının ardından nisan ayında özür diledi. Alaycı bir Hint aksanı taklidiyle konuşarak adamı “16 yaşındaki birine tecavüz etmek istemekle” suçlamış ve ona “Bay Mumbai” demişti. The New York Times, Mart 2025’te yayımladığı haberde, Zdorovetskiy’nin şüphelilere pusu kurarken kullandığı yöntemler arasında bazılarını dövmenin ve Joker gibi giyinmenin de bulunduğunu aktardı. Gazetenin araştırması, 2023’ten bu yana çocuk istismarcısı avına çıkan grupların 170’ten fazla şiddet içerikli saldırı düzenlediğini ortaya koydu.
Ben de 2015’ten başlayarak Vice için Kanada’daki benzer grupları bir yılı aşkın süre araştırdım ve tuzak operasyonlarında hedef alınan bazı kişilerin ağır zihinsel ve fiziksel engelleri olduğunu gördüm.
Kolluk kurumları ise kendi başına hareket eden bu kişileri defalarca eleştirdi. Elde ettikleri delillerin ceza yargılamasında çoğu zaman kullanılamadığını ve pedofili şüphesiyle hedef aldıkları kişiyle yüzleşmenin, polisin müdahalesinden önce o kişinin kaçmasına imkan verebildiğini belirtiyorlar. Bazı vakalarda, sözde avcıların kendileri çocuk istismarı materyaline ilişkin suçlamalarla karşı karşıya kaldı.
Uyarı: Bundan sonraki bölüm Primetime hakkında spoiler içeriyor.
Primetime’da bu başına buyruk operasyonların korkunç sonuçları, Teksas’ın Rockwall County bölgesinde ağır suçlardan sorumlu başsavcı yardımcısı Louis William “Bill” Conradt Jr.’ı hedef alan bir tuzakta doruğa ulaşıyor. Conradt, çocuk sandığı kişiyle buluşmak için hazırlanan eve gitmeyi kabul etmiyor. Bunun üzerine televizyon ekibi ve polis evine geliyor; Conradt kendini vurarak hayatına son veriyor. (Gerçek hayattaki Hansen, The Hollywood Reporter’a Kasım 2006’daki tuzak operasyonundan pişmanlık duymadığını söyledi. Ne Hansen ne de NBC, bu haber için yapılan yorum talebine yanıt verdi.)
Primetime’da kahraman yok ve film, açtığı konuların hiçbirine kolay bir sonuç sunmuyor.
Finalde, Skyler Gisondo’nun çok iyi canlandırdığı, oyunculuk kariyerinde tutunmaya çalışan ‘Yem Dan’, programdaki görüntüleri sayesinde SAG-AFTRA üyelik kartını alıp sonunda mesleğinde aradığı kabulü görüyor. Ancak yüz ifadesinden, bunun için yapmak zorunda kaldıklarından rahatsız olduğu anlaşılıyor.
Film boyunca şüphelilere “Ben burada olmasaydım ne olurdu?” diye sorup duran Hansen ise seyirciyi aynı soruyla baş başa bırakıyor. Yanıtlar hiç de siyah-beyaz değil.
Bu makale ilk olarak WIRED sitesinde yayınlanmış ve Enver Can Özer tarafından İngilizceden çevrilmiştir.